Bir Yargıtay kararının öyküsü...

Pazartesinden beri, telefon eden edene, bazıları da yolda rastlayıp tebrik ediyor.Neymiş?Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın bizim aleyhimize açtığı tazminat davasında, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi "Gazetecilerin yapacağı eleştirilerin kamu yararı taşıması ve doğru olması halinde sert, kırıcı, hatta küçük düşürücü olabileceğine hükmetmiş ve yerel mahkemenin kararını lehimize bozmuş..."Tebrikler bunun içinmiş...Sanki kararı biz vermişiz!"Olsun, öyle bir savunma yapmışsındır ki!" diyenler bile var.Savunmayı avukatlar yapmış, yüksek mahkemenin kararında onların görüşlerinin etkisi olmalı.***OYSA avukatlarımızın bu davayı öyle fazla önemsediklerini de sanmıyoruz, eğer önemseselerdi, Yargıtay kararından sonra bize haber verirlerdi.Biz de çok kişi gibi bu kararı Hürriyet'in Ankara yargı muhabiri Oya Armutçu'dan öğrendik, aziz meslektaşımız olmasa kararın lehimize çıktığını bile bilmeyeceğiz...Eskiden avukatlar her duruşmadan sonra müvekkillerine bilgi verirlerdi, demek bu gelenek de bozulmuş...***AKP iktidarının İstanbul Üniversitesi'ne ve rektör Prof. Kemal Alemdar'a taktığı günler, Maliye Bakanı Unakıtan da Baltalimanı'ndaki üniversite lokaline göz dikmiş, aba altından sopa gösterip burayı alacaklarından söz ediyor; Kemal Alemdar'ı böyle yıldıracaklar... Biz de Maliye Bakanı'nın bu tutumunu eleştirip bir yazı yazmışız, Unakıtan da dava açmış, 10 milyar lira istiyor.***İLK haber, 10 milyar lira tazminatın 2 milyar liraya indirilerek mahkûm edilmemiz.Avukatların bunu temyiz edip Yargıtay'a götüreceklerinden kuşkumuz yok...Sonra davadan haber çıkmıyor, meğer geçen haziran ayında Yargıtay, Oya Armutçu'nun özetlediği kararı vermiş:"Basında yayın konusu yapılan haber, objektif oldukça, doğru olaylara dayandıkça ve doğru amaca yönelik bulundukça, eleştiri sert, kırıcı küçük düşürücü olabilir. Böyle durumlarda hukuka aykırılık ortadan kalkmaktadır."***BU karardan çok memnun olan ve önemseyen Emin Çölaşan, Oya Armutçu'nun haberini kaynak göstererek bir yazı yazıyor, yalnız ufak bir atlamayla; davacı kim, davalı kim, bu belli değil. Oysa haberde isimler açık açık yazıldığı gibi, fotoğraflarımız bile konmuş...Demek adımızı zikretmek bile Emin Çölaşan'ın hoşuna gitmiyor.Öyle ya, ne gereği var, Türk basınında Emin Çölaşan var oldukça... h.pulur@milliyet.com.tr İNSANIN bazen "Meğer biz neymişiz!" diyesi geliyor.