Boğaz’da buz efsanesi

Eğer tarih kitapları, ansiklopediler yazmasa, kime inandırabilirdik: “Biz bir sabah kalktık ki, Boğaziçi buz tutmuş, daha doğrusu buz tutmamış da, buz dolmuş.”
Eğer yazılı olmasa kime inandırabilirdik?
“Hadi oradan bunak!” deyip geçer giderlerdi.
Halimize acırlardı, “Gece rüyasında görmüş iyice yaşlandı!” diye...
Bereket versin, 1950’li yılların başında yaşayanlar var, Allah uzun ömürler versin ama “görgü tanıklığı” bir yana, yazılar, kitaplar, fotoğraflar da ortada...
***
Kabataş Lisesi’nde yatılı öğrenciyiz....
Bir sabah yatakhanede, gürültüyle uyandık, “Yine ne var, uyku uyuyamayacak mıyız?”
Evet, o yıllarda sabahları zor uyandırılıyoruz, şimdiki gibi doğan güneşin nöbetçisi değiliz!
Fırladık koridora, aşağıdan bağırıyorlar:
“Buzlar geldi, buzlar!”
Hoş geldi, gelmesine de! Nereden geldi?
***
Bizimle birlikte hocalar da fırlamış rıhtıma herhalde, başta “Salih Hoca” anlatıyor:
“Bu gördüğünüz buzlar, Tuna nehriyle Karadeniz’e geldi, şimdi de Marmara’dalar, sıcak sulara hareket ediyorlar, İstanbul’u geçip, Çanakkale’den çıkarlar...”
***
Ve kesin yasak:
“Sakın buzların üstüne çıkmayın, kayar, düşer boğulursunuz!”
***
Salih Hoca’nın ruhu şad olsun, buzların üzerine çıkıp kendisini kutup kahramanı sananlar, paldır küldür suya gömüldüler, hele buzun altına girenler varsa...
Hikaye çok, rivayet muhtelif; “Şehir Efsanesi”, Mardinli bir arkadaşı kaybettirdi...
Kimdi, nasıl olmuş bilen yok, atan çok!
Zaten biz küçüklerdeniz, çok sorsak “abiler” sustururlar:
“Sen karışma!”
***
Neyse, efsane çok, bazıları da buz üzerinde yürüyerek karşı sahile geçtiklerini söylediler.
Ortaköy’den, Çengelköy’e...
Kim onlar?
Dedik ya, o zaman da “Şehir Efsanesi” gibi “Buz Efsanesi” vardı.
Evet, rahmetli “Ulunay”ın anılarının başlığı gibi:
“Bu gözler neler gördü?”
Evet, Boğaz’ın buzla kaplı olduğunu da gördü!
***
O günlerden kalan bir anımız daha var:
Sahili, “Çiklet” dediğimiz “Amerikan sakızları” kaplamış, buzda yüzüyorlar.
Kepçeyle balık tutar gibi “Çiklet Avı”na çıkacağız.
Peki, bu çikletler nereden çıktı?
O tarihlerde, “toplu iğneye muhtaç” halk, “Amerikan Çikleti”ne koşmaz mı?
“Çiklet”in de efsanesini yazdılar.
Gemiciler, kaçak getirmiş, ihbar olunca yakalanmamak için paket paket denize atmışlar.
Denizde yüzmekten biraz tuzlu olsalar da!..
***
Bu da bir efsaneydi, gerçeğe en yakın!
Kar, aklımıza bunları getirdi.
Elli yıl sonra aklımıza geldi...