Boş laflardan vazgeçecekseniz...

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, TRT’de başlayan Kürtçe yayın için “Halkımızın yıllardır yürüttüğü onurlu mücadelenin bir kazanımıdır” demiş...
Doğrudur, bu tespitin bize göre yorumu “Terörle bir yere varılamaz!” diyenlere verilen cevaptır.
Terörle bir yere varılamazmış!!!
Varıldı bile, daha da varılacak yerler var.
Diyarbakır Belediye Başkanı da “Yakında bu topraklara Kürdistan diyecekler!” diyor.
* * *
BİLAL N. Şimşir yeni çıkan “Kürtçülük ll” kitabında cumhuriyetin ilanından bugünlere gelen süreci belgelerle açıklıyor.
Eğer “Kürtçülük” ve Kürt olayını öğrenmek istiyorsanız bu kitabı okumalısınız. (Bilgi Yayınları)
Tabii öğrenmek istiyorsanız, boş laflarla kendinizi avutmak istemiyorsanız.
Çünkü yıllarca “Kürt yok, dağ Türkü vardır” gibi, ya da “Karda yürürken ayakları kart kurt diye sesler çıkarır” gibi saçma sapan laflarla vakit geçirecekseniz, ya da “Kürdüm!” diyen adamın Kürtçe konuşmasını yasaklayacaksanız, kitap okumaya filan gerek yoktur.
Bilal N. Şimşir’in kitabında ilginç olaylar ve görüşler var.
Şeyh Sait İsyanı, sıkıyönetim, Fethi Okyar hükümetinin istifası, İsmet Paşa’nın Başbakanlığı, Takrir-i Sükûn Kanunu ve İstiklal Mahkemeleri...
Meclis kürsüsünde Milli Savunma Bakanı Recep Peker vardır... Şeyh Sait İsyanı’nı anlatırken İstanbul basınının bir bölümünü tabir caizse topa tutar:
“Cumhuriyetin yarınki çocukları, bugün yaşadığımız tarihi günleri incelerken göreceklerdir ki, bu yüce cumhuriyet binasını yıkmak için yanıp tutuşan hainleri ilk özendiren ve kışkırtan İstanbul basını olmuştur. (...) Tabii bazı müstesna gazeteler de vardır.”
Ya cumhuriyetin yarınki çocukları, bugün için 2009’un ocak ayı için ne diyeceklerdir?
* * *
CUMHURİYET karşıtı yayınlar, milletvekillerinin de kafasını karıştırmıştır; örneğin Eskişehir bağımsız milletvekili M. Emin Sazak 29 Şubat 1924’te not defterine şu notu düşmüş:
“....Hilafet hanedanının ülke sınırları dışına çıkarılmasından, Şeriye Vekâleti’nin kaldırılmasından, mahkemelerin ve eğitimin birleştirilmesinden bahsetmeye başladılar... Paşa’nın bu dostları, fikirsiz, inançsız adamlardır.... Bu inkılap şahsi emel ve amaçlardan kaynaklanmaktadır. Mustafa Kemal Paşa’nın yakınındaki adamlar yüzünden memleketin kötülük göreceğini görüyorum...”
* * *
AMA bir yıl sonra isyanın önemini ve gerekli tedbirlerin alındığını gören Emin Sazak görüşünü değiştirir:
“Şeyh Sait İsyanı’nın, Fethi Bey kabinesinin bastıracağı türden bir iş olmadığı, memleketin geleceği için gerçekten şiddetli tedbirler uygulamak gerektiği ve bu isyanın, önemli dış ve iç tertiplerin sonucu olduğu anlaşıldı. Şu halde, Gazi Paşa ve İsmet Paşa haklıymışlar.”
* * *
ARADAN yıllar geçer, İkinci Dünya Savaşı biter, Türkiye NATO’ya girer, lakin Şeyh Sait İsyanı’nı körükleyenler, teşvik edenler değişmez.
Bilal N. Şimşir der ki:
“İlginç ve düşündürücü bir nokta da şudur: Soğuk Savaş döneminde, dost sandığımız NATO müttefiklerimiz de Türkiye’ye karşı bölücü Kürtçülüğü kışkırtmaktan ve terörü kollamaktan geri durmamışlardır. Hatta NATO üyesi İngiltere ve Varşova Pakti üyesi Çekoslavakya’nın (aslında Sovyetler Birliği’nin) Soğuk Savaş içinde, Türkiye’ye karşı işbirliği yaptıkları, bölücülüğü körükleyen bir kitabı aynı anda iki ülkede birden yayımlayıp piyasaya sürdükleri görülmüştür.”
Bilal N. Şimşir’den öğrenilecek çok şey var.
Ne olur öğrenin!