Bu kadınlar kimlerin torunu?

Olaylar ve insanlar Söyleyelim, bu kadınlar, 80 yıl öncesinde Sultanahmet Meydanı'nı dolduran kadınların torunlarıdır, belki de torunlarının torunlarıdır.O Sultanahmet mitinginin unutulmaz hatibi Halide Edip Adıvar, o günün kadınlarını, insanlarını şöyle anlatır:"O gün asıl Türkiye'yi ben ilk defa gördüm. Karanlık bir sır olan İstanbul'un arkası, asıl mahalleleri ağzını açmış, oturanları sokağa dökmüştü. Birçok ihtiyar kadın, birçok ihtiyar erkek gördüm. Arkalarında hangi zamana ait olduğu bilinmeyen garip setreler, redingotlar içinde hafif, buruşuk boyunları yükseliyor, gözlükleri altından yaşlar beyaz sakallarına alenen akarak ağlıyor. İpekli bol çarşafları içinde buruşuk yanaklarına yaşlar akarak nineler geliyor. Sarılı, kırmızılı basma entarisinin yeni çarşafından fırlamış, yemenilerinin oyaları görünen küme küme, gözleri kırmızı, yüzleri Fransız ihtilalinde Versay'a hücum eden kadınlar alayının tablosu gibi o kadar çok kadın var ki! Hiçbiri ne önünü, ne arkasını görüyordu. Hamal ile genç münevverin, Karagümrüklü işçi İstanbullu kadınla, yüksek ökçeli süslü genç kadının omuz omuza, yüz yüze geldiği bir gündü." O gün "bağımsızlık" için, bugün "laik cumhuriyet" için...Evet, sorunuzun cevabı budur!Kim bu kadınlar?Çağlayan Meydanı'ndaki kadınlar bu kadınlardır, bu insanlardır.***BİR soru daha...Genelkurmay'ın "muhtırası"nı ele alarak orduya karşı çıkanlar, Avrupa'ya mı güvenmektedirler?Elbette, kuşkunuz var mı?Niçin?Çünkü, AB'ye tek yanlı bağlanması istenen Türkiye'de, ulusal tepki gösteren tek kurum ordudur.Avrupa'nın, Kıbrıs, Ermenistan, Patrikhane, Güneydoğu, Ege Denizi hedeflerinin karşısında duran ordudur.Ordu Atatürkçü, cumhuriyetçi, laiktir; Lozan'ı korumaya kararlıdır, bu hem ABD, hem de AB için tehlikeli duruşlardır.Dıştan bakınca haklı bir yaklaşımla "Ordu siyasi muhtıra veremez" diyen bazılarının asıl hedefi, yasaların kendisine verdiği yetkiyle Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak ve kollamak olan orduyu etkisiz, sözü geçmez, sözü dinlenmez hale getirmektir."Demokrasilerde ordu muhtıra vermez!" tepkisinin doğru olduğunu söylemek ne kadar haklıysa, asıl amacın ne olduğunu bilmek de gerekir.Hangi demokrasi de bir parlamento başkanı "Dindar bir cumhurbaşkanı seçeceğiz" fetvasını verebilir, bu mudur demokrasi?***BİR üçüncü soru.Çağlayan ve Tandoğan meydanlarını dolduranların, yarısından fazlasının "burjuva" ya da "kentsoylu" olduğunu söylemek doğru olur mu?Bizim böyle bir tespitimiz yok, işçisine, esnafına, öğrencisine, emeklisine, genç kızına, delikanlısına "burjuva" diyorsanız, "kentsoylu" diyorsanız, evet, doğru olur.Doğu Perinçek, Hasan Yalçın'ın "Dönekler" kitabına yazdığı önsözde şöyle der:"Herhangi bir burjuva aydınına kahrolsun bağımsızlık diye bağırtabilir misiniz?Herhangi bir burjuva bilim adamına, Türkler Kurtuluş Savaşı'yla Anadolu'yu yeniden işgal ettikleri türünden teorileri seslendirebilir misiniz?"Mümkün mü?"Hayır!" sesleri soruyu soranı boğup geçer! h.pulur@milliyet.com.tr KİM bu kadınlar? Ankara'da Tandoğan, İstanbul'da Çağlayan Meydanı'nı doldurup taşıran bu kadınlar kimlerdir?