Bu trafik kazasının şahidiyiz...

Bu trafik kazasının şahidiyiz...

Hasan PULUR


OKURLARIN dikkatini çekmiş olmalı, bazı konuları uzun süredir, bu köşede hiç ağırlamıyoruz.
Mesela, İstanbul yollarındaki kazılara elimizi bile sürmeyiz. Çünkü biliriz ki, bu konuda yazılacak her satır, abesle iştigal, yani boş işlerle uğraşmaktır, zaman kaybıdır, yer kaybıdır. Çünkü siz, istediğiniz kadar yazın, çizin onlar yine bildiklerini okuyacaklar, bir sokağı, bir caddeyi peşi peşine aynı yerden üç kere, beş kere, kazacaklardır. Önce doğalgazcılar, arkadan elektrikçiler, derken sucular, lağımcılar ve tabii inşaatçılar... Birinin yaptığını biri bozacak, elektrikçi su borusunu patlatacak, lağımcı elektrik kablosunu koparacaktır.
Evet, bütün ömrünü hemen hemen İstanbul'da geçirmiş biri için, bunlar o kadar vukuat - ı adiyedendir ki, yazmaya değmez.
Lakin bakıyoruz, genç meslektaşlarımız, tıpkı bizim yirmi yıl, otuz yıl öncemiz gibi, bunları kendilerine iş ve konu edinip yazıp duruyorlar; gazaları mübarek ola! Herhalde onlar da, kırk yılın sonunda, bizim vardığımız yere varırlar. Bugünlerde Etiler ve çevresi, özellikle Akmerkez önü, yine hallaç pamuğu gibi atılıyor, bizim kılımız bile kıpırdamıyor. Hele Kuruçeşme, Bebek arası, aylardır öyle...
Diyeceksiniz ki, bunca yıl değişen bir şey olmadı mı?
Olmaz olur mu, "Teftiş fırçası" misali, her kazının önüne bir levha koyuyorlar:
"Verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı, çevre halkından özür dileriz."
Sevsinler, ne kibar, ne de nazik adamlar!
* * *
DİKKAT etmişseniz, uzun süreden beri hiç değinmediğimiz konulardan biri de, trafik kazaları. Geçen gün, Bolu Emniyet Müdürü Uğur Gür, kamyonuna doldurduğu insanları, patates çuvalı gibi dört vilayetten geçirerek gelen, ayıdan bozma adama soruyordu:
"Senin adın ne?"
"Ahmet, Mehmet, Emin..."
Emniyet Müdürü "Hayır" diyordu:
"Senin adın, trafik canavarı!"
* * *
EVET, trafik konusu da, bizim için umutsuz vak'adır, istediğiniz kadar yasa çıkarın, ceza artırın, önleyemezsiniz.
Neden mi?
Eğer bir memlekette, aşağıdaki gibi bir olay oluyorsa, o memlekette trafik kazası filan önlenemez.
* * *
26 Ağustos 1997 yani salı gecesi, bizim de içinde bulunduğumuz 34 SYF 28 plakalı otomobil, Etiler, Akmerkez'in önünden Ulus'a doğru saptı. Yol orada tek yönlüdür, gidiş - gelişi yüksek bir refüj ayırır, duvar gibi.. Birden karşıdan bir araba üstümüze gelmeye başladı, adam, çift yönlü yolda gider gibi geliyordu. Vurdu, vuracak derken geldi, bizim de oturduğumuz sol taraftan bindirdi. İleride refüje sürünerek durdu, bizim arabanın şoförü Çetin Aynacı sayesinde, büyük bir kazadan yarasız, ölümsüz kurtulduk.
* * *
TABİİ herkes arabalardan atladı, bağıran, çağıran, adamı dövmeye kalkan... O ise sesini bile çıkarmıyor, sırıtıyordu, sarhoştu. Önce asayiş polis ekibi geldi, arkadan da "5645" numaralı trafik ekibi... Adamın ne dediği anlaşılamıyordu, zorla dışarı çıkardılar, polis arabasına kustu!
* * *
VE sonra ne oldu biliyor musunuz?
Trafik ekibi zabıt tutmaya çalışırken, adam o haliyle, arkadaşlarının yardımıyla ortadan kayboldu, lafın kısası kaçtı.
Trafik ekibi de, kaçan sarhoşun arkasından bakakaldı!
Bereket versin, 34 NIN 91 plakalı otomobili kaçamamıştı, çünkü rotu kırılmıştı.
* * *
BU işlerin uzmanı, bir taksi şoförü durumu özetledi:
"Abi, herif sarhoşluktan yırttı, yarın çıkar ortaya, ben sarhoş değildim, der, ancak, ters yola girip kaza yaptığı için ceza yer, arabaların hasarını da sigorta öder, sen yine canını kurtardığına dua et!"
* * *
ŞİMDİ, elinizi vicdanınıza koyun söyleyin, bu kafayla, bu trafik kazaları önlenir mi?
Önlenir, derseniz, cevabımız, kusura bakmayın ama "Nah!" olacaktır.
İşareti de caba!
* * *
DÜZELTME: Dünkü yazımızda iki kişinin soyadlarını değiştirmişiz...
Halikarnas Disko'nun sahibi "Süleyman Demir"in soyadını, bir yerde "Demirel"e çevirirken, "Baskın Oran"ınkini de "Oral" yapmışız...



Yazara EmailH.Pulur@milliyet.com.tr