BUNDAN SONRA...

Bundan sonra ne olur? Özellikle 2015’e doğru, Ermenilerin soykırım iddialarının 100. yılı...
Kürt konusundaki yanlışlıkları yapmamalıyız...
Nedir o yanlış?
Külliyen red...
Yani 1915’te başta Doğu Anadolu’da, birtakım olaylar oluşmuştur, “Tebayı sadıka”, yani bizim “sadık tebamız”, uyruğumuz...
Ne yapmışlardır?
* * *
Ayaklanmışlardır, erkekleri askere giden Türk köylerini basmışlardır, orduyu arkadan vurmuşlardır.
Bunun üzerine dönemin hükümeti Ermenileri zoraki göçe, yani “tehcire” yollamış, bugünkü Lübnan ve Suriye’ye göndermiştir.
Bu arada zulüm, istenmeyen olaylar olmamış mıdır?
Hiç olmaz mı, Talat Paşa’nın anılarında yazar, olayların içinde Kürtler vardır ama, kabak bizim başımıza patlar.
Buna ve daha nicelerine alışık olmalıyız.
* * *
Peki çözüm nedir?
Her iki tarafın da kabul edeceğim bir tarih kurulunun araştırma yapmasıdır.
Bizim istediğimiz budur.
Ermeniler bunu kabul eder mi?
Pek niyetli görülmüyorlar, onlar önce soykırımın kabulünü isteyecekler, arkadan Doğu Anadolu’dan toprak; kim bilir kaç vilayet mahrum, Van, Bitlis gibi...
Arkadan da tazminat...
* * *
Bugünkü Ermeni devletinin bağımsızlık bildiriminde bunlar vardır.
İster eğri oturun, ister doğru oturalım, gerçeği görmek zorundayız, tarafsız bilim tarih kurulunun araştırmasını zorlamalıyız.
Yoksa 2015 bir şey olmamışçasına, bir zamanlar “Kürt yoktur!” der gibi, Ermeni olayını da geçiştiremeyiz.
Kürt yok, dedik de ne oldu?
Onlar “Dağ Türkleridir” dedik de ne oldu.
Hele hele “Terörle bir yere varılamaz!” dedik de ne oldu?
Meclis’te bulunan partinin genel başkanı iki gün önce “Kürdistan” diyordu.
On yıl önce bunu söyleyebilir miydi?
Gerçeğe ne kadar yasak koyabilirsiniz, bu kadar işte!
Onun için Ermenilerin Soykırım iddiasını, “Yok öyle şey” diye geçiştiremeyiz...
Evet, soykırım yoktur ama, karşılıklı katliam vardır...
* * *
Diyelim, çıkan karar Ermenileri tatmin etmedi, “ille de soykırımı kabul edin, şu kadar vilayeti bize bırakın!” dediler, o zaman ne yapılacak?
Onu da biz değil, Ermeniler düşünsün...
* * *
Mussolini’nin kara gömlekli faşist gençleri, Roma’daki, Türkiye Cumhuriyeti’nin önünde toplanır, Antalya’yı isterlermiş, Akdeniz onların ya!
Bilal Şimşir anlatır, Türk Elçisi de balkona çıkar, Antalya’yı işaret edermiş:
“İşte orada, gidin alın!”
Şimdide aynı şey yapılır:
“Gidin alın!”
“Hepimiz Ermeni’yiz!” diyenler bundan pek hoşlanmamış olsalar da...