Celal Bayar’dan Hilmi Özkök’e...

Celal Bayar çok sevilen bir siyasetçi değildi. İttihatçılığı, komitacılığı, sert mizacı bazılarına ters gelirdi, rahmetli Başbakan Adnan Menderes çok daha sevilirdi.
Celal Bayar’ın Yassıada duruşmalarında, İhtilal Mahkemesi karşısındaki tavrı, tarzı unutulamaz.
* * *
Topkapı olaylarından yargılanıyorlar, İsmet Paşa’yı öldürmeye teşebbüsten, sanıklardan biri Celal Bayar, meşru cumhurbaşkanı, Ethem Yetkinel de İstanbul valisi...
Mahkeme Başkanı Salim Başol, Celal Bayar’a diyor ki:
“Sen böyle düşünüyorsun ama, vali başka türlü anlatıyor, hanginiz doğruyu söylüyor?”
Celal Bayar hiç istifini bozmadan cevap veriyor:
“Eğer arkadaşlarım öyle diyorsa, onların söyledikleri doğrudur.”
İşte Bayar’ı elli yıl sonra hatırlatan davranışı...
* * *
Bir de Genelkurmay eski başkanı Hilmi Özkök’ün dünkü duruşmasında yaptığı tanıklık.
Sanıklar eski silah arkadaşları, soru şu:
“Kuvvet komutanı arkadaşlarınızdan, hükümete muhtıra verilmesi yönünde telkin ve teklifte bulunanlar oldu mu?”
Böyle bir soruya, Genelkurmay başkanının eski de olsa, vereceği cevap ne olmalıdır:
“Evet!” veya “Hayır!”
Emekli Genelkurmay başkanının cevabı bize göre böyle olur, aşağıdaki gibi değil:
“Buraya açıklık getirmek istiyorum. Teklif askerlikte çok özel bir terimdir. Emredilen bir konuda astlar bir çalışma yapar, zaman zaman da beyin fırtınası yaparız. Evet, orada öyle bir söz söylendi (muhtıra) ama resmi bir teklif değildi.”
Sorunun cevabı bu mu?
* * *
Başka bir konu...
Ne zaman Anayasa gibi kutsal konular pazara çıksa, bu işlerin erbabı, esnafı, mühendisleri cetvel kalemi ellerine alıp, ölçüp biçmeye başlarlar:
“Bu genel ahlaka sığmaz!”
“Bunu toplum vicdanı kaldırmaz!”
Ne biliyorsun, ölçüp biçtin mi?
İşine geldiği gibi salla gitsin!
Hele hele “kamu vicdanı kaldırmaz!” palavrası.
Hüseyin Cahit Yalçın’ın bu konuda değerini ve gücünü hiç kaybetmeden koruyan bir görüşü vardır.
İlk fırsatta yazacağız, bekleyin!