Celal Bayar'ın cezaevi günlüğü...

Celal Bayar'ın cezaevi günlüğü...


CELAL Bayar, Türkiye Cumhuriyeti'nin üçüncü ve ilk sivil cumhurbaşkanıdır; asker kökenli değildir. Her ne kadar eski bir ittihaçı olsa da, Milli Mücadele'de "Galip Hoca" lakabıyla milis kuvvetlere katıldığı söylenirse de sivildir, Atatürk'le arası bozulan İsmet Paşa'dan sonra, başbakan olmuştur.
Türkiye'nin siyasi tarihini, iki insanın çatışmasında yorumlayanların verdiği ilk örnek İnönü - Bayar çatışmasıdır, bugünkü Mesut Yılmaz - Tansu Çiller gibi...
* * *
"27 Mayıs" hareketiyle Cumhurbaşkanlığı'ndan indirilen Celal Bayar, Yassıada'da yargılanırken, hasımlarının, rakiplerinin hatta onu yargılayanların bile "aşkolsun!" dedikleri bir karakter örneği vermiştir.
Adnan Menderes, çoğu kez "hatırlamıyorum reis bey hazretleri!" diye mazeret beyan ederken, Bayar direnmesini bilmiştir. İktidarda iken, karşısında elpençe divan duranlar, Yassıada'da paçayı kurtarmak için onu suçlayınca, Bayar'ın, bu karakter cücelerine davranışı asla unutulamaz...
Mahkeme Başkanı Boşol'un sorusu üzerine "Arkadaşlarımın söyledikleri doğrudur, onlar daha iyi hatırlayabilirler, onlar benim arkadaşlarımdır" demesi hiç unutulur mu?
* * *
YASSIADA'da idama mahkum olan, cezası onaylanmayan Celal Bayar, Kayseri Cezaevi'ne gönderildi. Bayar'ın cezaevi günlüğü Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı. Yücel A. Demirel tarafından yayına hazırlanan bu günlükten birkaçını aktaracağız, sanırız Bayar'ın kişiliğinin ipuçları bu satırlarda vardır...
* * *
17 Ekim 1961 Salı
Bugün Adliye Vekili Kemal ve Sıhhıye Vekili'nin, bulunduğumuz bölge cezaevini ziyaret edecekleri söyleniyordu. Öğleden sonra, akşama doğru geldikleri işitildi. Yattığımız revirde Hamdi Sancar'la beraber 6 numaralı odanın kapısı açıldı. İçeriye üç adam girdi. Ben yatağımın üzerinde giyinmiş oturuyordum. Hamdi yatağının içinde uzanmış yatıyordu. İkimiz de aldırış etmedik. Bizi böyle alakasız görünce durakladılar. Az sonra bana doğru ilerlediler, yatağımıza kadar gelerek, Adliye Vekili kendisini tanıttı:
- Ben Adliye Vekiliyim! dedi.
Yüzüne baktım:
- Pekala! demekle yetindim.
Bunun üzerine:
- Nasılsınız? diye hitap etti.
- Zulme, işkenceye ve cefaya alıştık. Bundan sonrası için de mukavemetim var, cevabını verdim ve sustum.
* * *
21 Nisan 1962 Cumartesi
Fabrikatör Hacı Ömer Ağa da ziyaretime geldi. Ailemden başka kimse ile görüştürmüyorlardı. Hapishane müdürü, Ömer Ağa'ya müsaade etmiş... Aramızda kısa bir görüşme oldu. Suya sabuna dokunmadan... Adet üzere Hacı Ağa, bir kutu şeker de getirmişti, kalkıp veda ettikten sonra şeker kutusu üzerine bir zarf bıraktı ve süratle ayrıldı. Zarfın üzerinde eski harflerle Celal Bayar, yazılıydı.
İçinden 2500 lira çıktı. O anda bir şey yapamazdım. Zarf elimde Kayserili mebus arkadaşlara sordum: Bunun manası nedir? Anadolu'da hapislere, para bırakmak öteden beri adet olduğunu söylediler.
* * *
15 Eylül 1962 Cumartesi
Bugün ölüm cezasına mahkum oluşumuzun birinci yıldönümüdür. Sabahleyin yatak içinde gözümü açtığım zaman, Yassıada'daki hücreden alınıp mahkemeye çıkarıldığım ve kararın bildirilmesinden itibaren elime kelepçe vurulup İmralı'ya infaz için gönderilmemiz ve oradaki hayatımız birer birer sinema şeridi halinde gözümün önünden geçti. O feci anı ve saatleri birer birer yaşadım. Sonra da yani 15 Eylül gününden bu yana hakkımızdaki umumi, felsefi ve milli düşünceleri mülahaza ettim. Kendimce lehimizde büyük değişiklikler olduğunu kabul ettim, teselli buldum. Hak ve hakikatin bu kadar çabuk anlaşılmasının tesiri altında milletimin selametine dua ettim.
* * *
30 Eylül Pazar
Bizim devrin Su İşleri Umum Müdürü Süleyman Demirel bugün ziyaretime geldi. Evvelki gelişlerinde konuşmamıza izin verilmemişti. Sevdiğim ve takdir ettiğim değerli bir gençtir. Uzun boylu görüşmek fırsatı bulduk. İktisadi ve umumi durumdan malumat edindim, faydalandım. Mursallı köyündeki çeşmeyi - arzu edersem - yapacağını temin ve beni teselli etti. Arzularımı söyledim. Buna da, parasını bizzat ben tedarik edip vereceğimi, yalnız işin monte edilmesi için yardım etmelerini söyledim."
* * *
CELAL Bayar'ın kişiliğini, sevmeyebilir, siyasetçiliğini beğenmeyebilirsiniz. Ama onun "günlüğü"nden, tarihin bir bölümünü, bir başka açıdan seyredebilirsiniz.



Yazara E-Posta: h.pulur@milliyet.com.tr