Çileği tuza banıp yiyenler...

Âli Paşa, Mısır Çarşısı esnafından Âli Rıza Efendi'nin oğludur, Arapça ve Farsçadan sonra kendi gayretiyle Fransızca öğrenmiş, Dışişleri'ne girmiş, içeride ve dışarıda yaptığı görevlerden sonra Bakan ve Başbakan olmuştur.***ÇARLIK Rusyası, Osmanlıların İngiliz ve Fransızlarla anlaşmalarından rahatsızdır, İstanbul'daki elçi General İgnatiyev, Anadolu'daki Müslüman olmayan halkı ayaklandırmak, kargaşa çıkarmak için birtakım planlar hazırlamaktadır, Rus elçisi bir gün Âli Paşa'ya ziyarete gelir, yanında gençten bir adam vardır, Âli Paşa, adamın Rus subayı ve provokatör olduğunu öğrenmiştir, elçi, genç Rus'u, arkeolog diye tanıtır, Anadolu'da eski medeniyetler hakkında araştırma yapacaktır.Misafirlere, geleneklere göre "çubuk"la tütün ikram edilmektedir, sapı uzun pipo... "Çubuk" içmesini bilmeyen Rus ajan, yere ateş düşürür, kıymetli halı yavaş yavaş yanmaya başlar, Âli Paşa halının yandığını görmezden gelir, biraz sonra halıdan duman tütmeye başlayınca elçi telaşlanır, uşaklar yetişir ateşi söndürürler.Âli Paşa, elçiye döner:"İşte gördünüz, sizin araştırmacınız, 15 dakikada salonu yakıyordu, bunu söndürebildik, ya Anadolu'yu baştan ateşe verirse ne yaparız!"Rus elçisi susar, bir daha konuyu açmaz.***ÂLİ Paşa, önemli bir konu için Padişah Sultan Aziz'e gider, Padişah o sırada hokkabazları seyretmektedir. Âli Paşa bir kenara oturur, seyreder. Bir ara Sultan Aziz şaka yapar:"Paşa, hokkabazların giydiği şu kavazeyi, külahı başına geçirsene, bakalım sana yakışıyor mu?"Âli Paşa, "Ferman efendimizindir!" der, cebinden Başbakanlık mührünü çıkarır, Padişah'ın önüne kor, sonra hokkabazın külahını almaya davranırken, Sultan Aziz sorar:"Paşa ne yapıyorsun?""Sizin müsaadenizle, Devletin Başbakanlık makamını işgal eden adam, bu rütbe ve makam üzerinde oldukça başına hokkabaz külahı giyemez."Padişah, Âli Paşa'nın ne demek istediğini anlar, "Aman Paşa hiç de şakadan, latifeden anlamazsın!" der.***ÂLİ Paşa karşıtlarından Rıza Paşa, Padişah'ın isteğini yerine getiren Sadrazam için "Korktu da ondan!" der. Bu laf Âli Paşa'nın kulağına gider, Rıza Paşa'ya der ki:"Hayır, ne korktuğum ne de bu makama tutkunluğumdan bunu yapmadım, vatanımı ve devletimi çok sevdiğimden yaptım; çünkü ben gidersem yerime siz gelecektiniz!"***ÂLİ Paşa, bir gün yalısında vekil, vekâla, nazırlara bir ziyafet verir, çok iyi dostu Menas Efendi de davetlidir.Sofraya çilek gelince, Âli Paşa, pudra şekeri sanarak, çileği tuza batırır, ağzına atar, tuz olduğunu anlamış ama bozuntuya vermez "Hiç de fena olmuyor!" der...Sadrazama yaranmak isteyenler de hemen çileği tuza batırıp "Pek lezzetli oluyor!" diye yutunca Menas Efendi dayanamaz:"Bu sofrada sadrazama uyup, çileği tuza bananlara bir diyeceğim yok ama, bazen Bakanlar Kurulu'nda da aynı şey oluyor!"***DİYECEKSİNİZ ki, "Sen pazar günleri kıssadan hisse yazardın ne oldu?"Bu yazdıklarımız kıssadan hisse değil mi?Çileği tuza banıp yiyenler hâlâ yok mu? h.pulur@milliyet.com.tr ÂLİ Paşa, Osmanlı'nın en önemli devlet adamlarından biridir, adı "Tanzimat dönemi"nde, Fuat Paşa'yla birlikte anılır. Tanzimat, Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupalılaşma yolundaki en kesin hareketidir.