Demokrasi sevdası

Dün tele-vizyon başında CHP sözcüsü Haluk Koç’u dinlerken nereden nereye geldik?
CHP 103 kadın adayı seçmiş.
Dikkat edin, 3 değil 103!
Şimdi kalkıp “İşte kadının zaferi” gibi saçma sapan böbürlenmeler yapmayın.
Toplumun gidişi böyledir.
Kimse kalkıp bu gidişi durduramazdı.
Hâlâ kaçının başı açık, kaçının başı kapalı, kim adaylığı kabul etmiş, kim etmemiş bu tartışılıyor.
***
Bu başörtü meselesi bir zorlamadır.
Bir kısmı ısrar ederken, diğerleri de ısrar iman değil düpedüz inat ve propaganda!
Bu direniş ne hale gelmiştir ki o Meclis’in yapı olarak en demokrat politikacısı olan rahmetli Ecevit bile kürsüye fırlamış:
“Bu hanımefendiyi buradan indirin!” demiştir.
Sonra ne oldu?
Eğer yanılmıyorsam, Fazilet Partisi milletvekili hanım Meclis’e o kıyafetle gelmiş, kıyamet de kopmamıştı.
Doğrusu da buydu, dışarıda nasıl giyersen giyin, içeri girince adabına uyacaksın.
Ama başörtüsüne sığınarak, siyasi çıkar elde etmek isteyenler yok mu?
***
Televizyon sahneleri günümüzde hâlâ öyledir.
Bütün sorun buradadır, yani siyasi rantın peşinde.
Bütün sorun aslında demokrasiye inanıp, inanmamaktan geliyor.
YÖK kanununa göre cumhurbaşkanları kendilerine teklif edilen üç rektör adayından birini seçiyorlar...
İşte size siyasi rantın hep aralık duran kapısı.
Sayın Cumhur-başkanı’nın rektörle ne ilgisi var?
Üniversite öğrencisiyle, senatosuyla, öğretim üyesiyle kendi rektörünü seçemez mi?
Hayır, seçemez vesayet altında.
Sonra kıyamet kopuyor.
Tabii cumhurbaşkanları da haklı olarak kendilerine uygun düşen üçünden birini seçiyorlar.
Zorunlu mu?
Evet, zorunlu, mecburlar.
Çünkü yasa öyle diyor.
Peki, hangi yasa?
YÖK yasası.
Bu yasayı kim çıkardı?
Askerler çıkardı.
Aradan bunca yıl geçti niye değiştirmediniz?
Çünkü işinize gelmiyor da ondan.
***
Demokrasiyi demokrasiyle yaşamak isteyenler birlikte yaşayabilirler.
Demokrasi nutukları atacaksınız ama işinize gelmiyor diye demokratik olmayan yasaları değiştirmeyeceksiniz.
Bir soru; yarın seçime gidiyoruz, seçim kanunu kimin kanunudur?
Ya da seçimin yan kanunları ne?
Keşke biz yalancı çıksak, yanlış çıksak.
Bir zamanlar tutturmuş gidiyorduk:
“Biz demokrasiyi çok severiz, bizim parti kazanırsa” diye.
Pek sevdiler...