Devlet pazarlık yapar...

Şimdi n’olacak? Ne olmuş ki, ne olacağı soruluyor? MİT müsteşarı ve yanındakilerin, PKK yetkilileriyle Norveç’te yaptıkları gizli görüşmenin tutanaklarını açıkladıktan sonra...
Ne mi olacak?
Tepkiler gösterdi ki, öyle sanıldığı gibi şeyler olmadı...
“Vay, teröristlerle görüşülür mü?..” diye kimse sokaklara dökülmedi.
Görüşülür, belki şu anda görüşülüyor bile, iş bu aşamaya geldikten sonra...
* * *
Başbakan’ın izahı bayağı inandırıcı:
“Hükümet değil, devlet görüştü.”
İşte buna “bravo!” denir, Sayın Başbakan’ın adının geçtiği yerde “buna içilir!” denmez ya!
* * *
Bizim, uzun süreden beri dilimize taktığımız bir laf vardır:
“Terörle bir yere varılamaz!” diyenlere söylerdik:
“Gördünüz terörle nereye varıldı!”
Teröristle pazarlığa oturuldu.
“Pazarlık” lafına itiraz edenler çıkacaktır, niye?
Her görüşme pazarlık değil midir?
Devlet durup dururken, adamla kahve içmeye gitmedi ya!
Görüşelim, anlaşalım!
Ne pahasına?
İşte size pazarlık...
Devlet, teröristle görüşemez!
Sorunu buraya kadar getirmişsen, görüşmeyip ne yapacaksın?
* * *
Sonuç ne olur?
Demirel’in kulakları çınlasın:
“Olduğu zaman olmuş olur!..”
Eğer yanılmıyorsak, şimdilik bu iş yatar, kısa vadede yatar. Kürt açılımı nasıl Habur kapısında yıkılıp gitmişse, Oslo’daki sesli bant da açıklandıktan sonra bir süre yatar.
* * *
Şimdi, bu ses bandını kim dışarıya sızdırdı, kimin ne çıkarı vardı? Uzun süre bu tartışılır, bir süre sonra da “kozmik odalar”da yerini alır, biter.
Peki, bundan sonra ne olur?
* * *
Geçenlerde Genelkurmay Başkanı ile kuvvet komutanları bölgeye gittiler, gördüler döndüler, bekleyelim.
Bu bir yana, bir de PKK’nın Hakkâri’deki eylemleri var, her gün bir şehit veriyoruz, topluca eylem yapılıyor.
Eğer bir gün Yüksekova veya Çukurca’nın işgalini duyarsanız şaşırmayın.
* * *
İşgal olursa ne olur?
Ne olması gerekiyorsa o olur...
Avrupa buna müsaade eder mi?
Avrupa’nın ne mal olduğunu Sayın Başbakan da Libya yarışında gördü, adamlar Libya petrolünü paylaşmak için bizim Başbakan’la adeta yarıştılar, üstelik biz öyle bir yarışta da değiliz.
* * *
Biz yıllarca “Avrupalı budur!” derken, bizi “ulusalcı” diye suçlayanlar, sevgili Avrupalıları gördüler.
Bizce Avrupalının bu davranışı Sayın Erdoğan’a hiç yabancı gelmemiştir; o da Avrupa’nın ne mal olduğunu eskiden beri bilir ya!
“Sayın Başbakan’ın laiklik anlayışında ‘bir değişiklik var!’ diyebilir miyiz?”
Bugün “Ben Müslümanım, laik devletin Başbakan’ıyım” diyen, laiklikle Müslümanlığın bir arada olabileceğini belirten Sayın Başbakan, bir zamanlar “tutturmuşlar laiklik elden gidiyor, diye” demiyor muydu?
“Yahu bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek” dememiş miydi?
“Laik devlet olur, laik insan olamaz!” lafı acaba bir çelişki mi?
Hayır, durumun gereğidir bu; gününe göre değişir.