Devleti yönetmek ne kadar kolay...

Demek yanılmamışız. Köprü onarımı nedeniyle İstanbul kilitlenince şöyle demişiz:
“AKP ilk defa böyle bir duruma düştü, sokak jargonuyla, çuvalladı!”
* * *
Öyle bir çuvalladı ki, Başbakan fiyaskonun cezasını gelecek günlere mahsup edip ödedi, bu köprü onarımı bitinceye kadar yollar, köprüler bedava deyip, seçmeninden özür diledi.
* * *
Şimdiye kadar böyle bir şey hatırlıyor musunuz?
* * *
O yazıda söyledik, İstanbul’un, Başbakan’ın nezdinde itibarı büyüktür, bakmayın köken olarak Karadenizli oluşuna, Kasımpaşa’da büyümüş, futbol oynamış, evlenmiş, siyasete Kasımpaşa’da atılmıştır.
Bugün oturduğu zirvenin temelinde İstanbul Belediye Başkanlığı vardır, bir ara “Ben bu şehrin imamıyım” dediği de söylenir.
İşte bu kadar içli dışlı olduğu İstanbul’un çektiği eziyete Başbakan katlanır mı?
* * *
O yazımızda belirttiğimiz gibi Recep Tayyip Erdoğan, bu fiyaskoyu ne kabul eder, ne de hazmeder. Hele, “İstanbullular da tatile çıksın!” diyen aklıevveller oldukça...
* * *
Devlet idare etmek bir bakıyorsunuz ne kadar zor, bir bakıyorsunuz ne kolay.
Eğer Başbakan değilseniz, “şu yolları açın, gelen geçsin, çok çekti bunlar!” diyebilir misiniz?
Lakin Başbakan olunca, ilgili bakanı da yanınıza alıp “Açın yolları, geçsinler!” demek ne kadar kolay!
Herhalde, yasalar da yönetmelikler de buna uygun...
* * *
Kim bilir, kaçınızın aklında geçmiştir; “Şu adamı durduracak kimse yok mu?”
Kimdir o?
Minibüs şoförüdür, otobüs şoförüdür.
Ne kural ne gelenek, bir ayağı gazda, bir eli direksiyonda, bas Allah’ım bas, sür Allah’ım sür...
Her gün kaza, her gün facia...
Şoför efendinin keyfi!
* * *
Yapma, etme dinlemez, üstelik yolcular arasında da sırtını sıvazlayanlar çıkar:
“Bırak gitsin, sinirlenir kaza yapar!”
Sanki böyle giderse yapmayacak!
* * *
Birkaç yolcu anlaşır, 155’i, polisi ararlar, polis otobüsün yolunu keser, hızölçere bakar, ceza kesilir.
Siz misiniz onu şikâyet eden?
Bu sefer de şoförün cezası başlar:
“Klimayı kapatıyorum, İstanbul’a kadar öyle gideceksiniz, ikramı da kestim, mola yok!”
Yolcular yine cep telefonlarıyla 155’e haber verirler, bu defa Afyon Sandıklı’da polis otobüsü durdurur, yolcular “Bu adamla gitmeyiz!” derler, yeni şoför gelir ve 4 saat beklerler...
Devletin gücü varsa, vatandaşın da gücü var...
Var ama “doğru yerinden kalkıncaya kadar, yalan dünyayı dolanıp gelirmiş...”