Dinleme hikâyeleri...

AMERİKA’YI yeniden keşfetmek, diye bir deyim vardır. Bilinen gerçeği sanki ilk defa görmüş gibi hayrete düşenlere denir: ‘’Adam sanki Amerika’yı yeniden keşfediyor!’’
Bizim toplumda da sık sık olur, herkes bilir de adamın işi ve gücü büyükse olay patlar, sanki ilk defa olmuş gibi...
Son telefon dinlemesi de öyle, sanki ilk defa oluyor. Dinlenen CHP Genel Sekreteri Önder Sav olunca iş büyüyor.
Oysa, bildik bileli hem de ilkel usullerle telefon dinlenir; hatta dinleyen, zaman zaman küfür yer, çünkü dinleme sırasında dinlenenin telefonuna acayip sesler gelir, o da ‘’Dinleyenin...’’ diye başlar.
Şöyle bir geriye gidin, 1970’li yılların ‘’Zehir Hafiye’’ namıyla maruf, Demirel’in İçişleri Bakanı Faruk Sükan, ‘’Biz solcuların nefeslerini bile dinliyoruz’’ dememiş miydi?
Eeee, o halde bugünkü gürültü patırtı niye?
*   *   *
YIL 1960 öncesi Demokrat parti iktidarda... Rahmetli Nezih Demirkent ile İzmir’deki ‘’Sabah Postası’’ gazetesinin İstanbul haberlerine bakıyoruz; yani, İstanbul’daki spor haberlerini Nezih Demirkent İzmir’e geçiyor, biz de diğer haberleri, cinayetten kaçakçılığa kadar. Nezih ‘’Yeni Sabah’’ta, biz yine ‘’Milliyet’’te, ama ‘’kaçak’’ çalışıyoruz, gazetelerimizin bu işimizden haberi yok, ayda 125’er lira geliyor...
*   *   *
HABERLERİ telefonla geçiyoruz; İzmir bizi ödemeli arıyor, biz de evden, gazeteden haberleri okuyup yazdırıyoruz.
Son günlerde, rahmetli Nezih’le telefonumuza ‘’davetsiz misafir’’ geldiğinin farkındayız, ama yapacak bir şey yok...
İzmir’e geçtiğimiz birkaç haber, neredeyse virgülüne kadar, rakip gazetede çıktı.
*   *   *
NEZİH Demirkent’le bir plan yaptık...
Bir haber uydurup telefonla vereceğiz, bir süre sonra da İzmir’deki gazetemizi arayıp haberi iptal edeceğiz, bakalım ne olacak?
O akşam, ‘’davetsiz misafir’’ yine bizimle beraber.
Bir haber hazırladık: ‘’CHP İstanbul İl Başkanı Günaltay genel merkezin politikasını onaylamadığı için görevinden istifa etmiştir.’’
Bir saat sonra, komşunun telefonundan İzmir’deki bizim gazeteyi aradık: ‘’Haberi iptal edin!’’
Ertesi sabah öğrendik ki bizim haber, Demokrat Parti eğilimli gazetede manşet olmuş!
*   *   *
BİR dinleme hikâyesi daha; ‘’12 Mart’’a giden günlerde bir cunta toplantısı... O günlerde sivil asker karışımı cuntalar vardı. Bu cuntanın birinin başında da emekli bir general. Toplantı başlamadan önce generalin en güvendiği becerikli genç ayağa kalkar:
‘’Paşam, izin verirseniz, arama yapacağım, toplantılar dışarı sızıyor!’’
‘’Yap oğlum!’’
Becerikli genç, başlıyor herkesi aramaya, sıra emekli generale gelir:
‘’Ne oğlum, beni de mi arayacaksın!’’
‘’Evet paşam, kusura bakmayın!’’
Arama bitiyor, herkes temiz, ama toplantı ertesi gün ‘’servis”in elinde...
Nasıl mı oluyor?
Çünkü, verici, herkesi arayan o ‘’becerikli’’nin üzerindedir de...
Biri ‘’Dur bakalım, seni de ben arayacağım!’’ dese yandıydı.
Her işin bir riski var!
*   *   *
BİR telefon dinleme hikâyesi de Ortadoğu’dan.
Mısır Cumhurbaşkanı Nasır, Bakanlar Kurulu’nda görüşülen her şeyin dışarıya sızmasından bıkmış... O gün için bir plan yapıyor, her bakan evinden tek tek alınacak, şoförler dahi nereye gittiklerini bilmeyecekler, bir süre Kahire sokaklarında tur atıp toplantının yapılacağı yere ayrı yönlerden gelecekler...
Plan başarıyla uygulanıyor.
Toplantı sırasında bir bakan elini kaldırıp Nasır’dan izin ister:
‘’Ya reis, bağırsaklarımı bozmuşum!’’
‘’Otur oturduğun yerde!’’
Adam yine izin istiyor:
‘’Ya reis, kendimi tutamayacağım, izin ver!’’
‘’Otur dedim sana...’’
Bakanın sesi kesilir, oturduğu yerde büzülür kalır.
*   *   *
TOPLANTI biter, dışarı çıkarken, bir kadın görürler, elinde paket vardır; Nasır kadını tanır, bağırsaklarını bozup ishal olduğu için izin isteyen bakanın karısıdır, sorar:
‘’Ne var, ne istiyorsun, burayı nasıl buldun?’’
‘’Biraz önce Tel Aviv Radyosu haber verdi, eşime çamaşır getirdim.’’