Doktor mu bilir, Maliye mi?

Doktor mu bilir, Maliye mi?

Hasan PULUR

ANLADIK, serbest piyasa ekonomisi bu, kimse ne zararına mal satar, ne de az kar getiren malı üretir...
Peki, satılan ve üretilen mal ilaç olursa n'olacak?
Ege Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Taylan Kabalak guatr hastalarının neler çektiğini anlatıyor:
"Yaklaşık iki yıldır guatr ilaçlarını eczanelerden bulmak mümkün değil. Bakanlık konu kendilerini ilgilendirmiyormuş havasında. Sorunun temeldeki nedeni ilaçların çok ucuz olması. Örneğin TEFOR 150.000, LEVOTIRON 200.000, TIROMEL 240.000, BİTİRON 240.000 lira. Bir kutu bir hastanın genelde üç aylık tedavisi için yetmektedir. Yani bu paranın aylık tutarı bir kutu coca cola ücreti kadardır. Bu paranın içinde fabrika, ecza deposu, eczane KDV'leri ve % 25 eczane, % 10 ecza deposu, % ? fabrika karı, kutu karı, kutu maliyeti, prospektüs maliyeti, blister ambalaj maliyeti var. Herhalde geride 25.000 TL kadar da hammadde maliyeti için para kalmaktadır. Ve bu hammadde ülkemizde yapılamamakta, ithal edilmektedir.
Siz olsanız fabrikanızda kutusu 200.000 lira olan bu ilacı mı, yoksa kutusu 4.000.000 lira olan bir antibiyotiği mi imal edesiniz. Öte yandan doktor olarak biz, 25.000 lira civarında hammaddenin istenilen gerçek etkinlikte bir madde olduğuna nasıl inanalım?"
Peki ne yapalım, çözüm nedir?
Çok şaşıracaksınız ama, Dr. Kabalak "zam yapılsın!" diyor:
"Bakanlığımız, bu ilacın fiyatını makul seviyeye, örneğin 900.000 - 1.000.000 lira civarına çıkarması ve firmaları yukarıda belirttiğim farklı microgramlar için özendirmesi, çözüm olarak, gerekmektedir. Unutmamalıdır ki, yurt dışından geldiğinde bir kutunun fiyatı 3.000.000 - 4.500.000 lira arasındadır. Ayrıca getirtmek de hastalar için ayrı ve zor bir külfettir. Zamanında temin edilemediğinde tedavinin aksamasına da yol açabilecektir."
* * *
ŞEKER hastalarının sorunu ise başka... Sorun özellikle SSK'ya, ya da Emekli Sandığı'na bağlı olanların, yani sosyal güvenlik kapsamındakilerin...
Maliye Bakanlığı, Sosyal güvenlik kurumlarının bu hastalara şeker ölçme cihazlarının ücretsiz verilmesini kabul etmiyor, oysa Dr. Kabalak şöyle diyor:
"Batı ülkelerinde glukometresiz şeker hastasını düşünmek mümkün değildir. Şeker profillerini yapıp, yazılı olarak doktora getirmeden, doktorun hastasını tedavi edebilmesi, göz kapalı yürümeye benzer. Sabah, öğle, akşam, açlık ve tokluk, günde 4 defa şeker ölçeceksiniz, bunu haftada bir veya iki gün yapacaksınız, elbette bu laboratuvara gidilerek olabilecek bir şey değildir. Ancak hastanın evinde bulunan şeker ölçme cihazıyla mümkün olabilir. Şeker ölçme cihazlarının fiyatı 15 - 20 milyon arasındadır, bir cihaz en az 5 yıl kullanılabilir. Diğer taraftan aylık strip harcaması ise haftada bir profil yapıldığında 1.500.000 lira, haftada iki profil yapıldığında ise 3.000.000 liradır. Bu fiyat dolara bağlı olarak artmaktadır."
* * *
ACABA Maliye Bakanlığı niçin bu cihazların hastalara ücretsiz verilmesini kabul etmiyor?
"Şeker hastası, ilaçlarını, örneğin insülin dozunu kendisi değiştiremez, bu sebeple ölçmesinin anlamı yoktur."
Oysa Ege Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Pof. Dr. Taylan Kabalak ise şöyle diyor:
"Tedavilerin ana ilkelerinden biri eğitimdir. Hasta insülini şeker profil sonuçlarına bakarak kendisi değiştirebilir."
Gel de işin içinden çık, şeker hastalığının tedavi şeklini bir bilim adamı mı bilir, yoksa bir Maliyeci mi?
Türkiyem, sen ne güzel bir ülkesin!!!

Yazara EmailH.Pulur@milliyet.com.tr