“Dönekler” ve dönmeyenler...

DÖNEK...     Kime denir?   TDK sözlüğü şöyle yazar:
‘’İnanç ve düşüncesini sık sık değiştiren, sözüne güvenilmeyen, kaypak.’’
Bu kısa ve özlü bir anlatım.
Bir kere şunun altını çizelim, ‘’inanç ve düşünce”sini her değiştiren dönek değildir, insanlar yaşadıkça, gördükçe, deneyimleri çoğaldıkça temel inançlarını olmasa bile düşüncelerini değiştirebilirler, bizce bunun yadırganacak yanı yoktur.
* * *
LAKİN bu değişiklik çıkar karşılığı olursa, işte bu ayıptır.
Bir ayıp daha, ayıbın da ayıbıdır.
Düşünceni değiştirebilirsin, ama eski arkadaşlarına, yoldaşlarına iftira edemezsin, onları ihbar edemezsin, hakaret edemezsin, sövüp sayamazsın...
* * *
NAMIK Kemal, ‘’Felek her türlü esâb-ı cefasını toplasın gelsin’’ der ve ekler:
‘’Dönersem kahbeyim millet yolundan azimatten’’
Diyeceksiniz ki, ‘’Senin bu dediklerin boş laf!’’, bak Neyzen Tevfik ne diyor:
‘’Asrın yeni bir umdesi var, hak kapanındır
Söz haykıranın mantık ise şarlatanındır,
Geçmez ele bir peye kavuk sallamayınca
Liyakat görmesi, pez....k, p....t olanındır.’’
Neyzen Tevfik bu dörtlüğü 1940’da söylemiş, yetmiş yıl kadar önce...
O günden bugüne bu (p’ler) çoğaldı mı, azaldı mı?
Çevrenize bakın, hemen anlarsınız...
* * *
LAKİN bu dünyada başkaları da yaşıyor ve iyi ki yaşıyorlar, insanların içinde hâlâ böyle insanlar olduğunu ispat ettikleri için...
* * *
ATİLLA Keskin...
ODTÜ İdari İlimler Fakültesi son sınıfa kadar okudu.
1964 yılında TİP’e girdi, 1969’da ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü Başkanlığı’nı yaptı. 1970’de El Fetih eğitim kampından dönüşte Diyarbakır’da tutuklandı. ‘’12 Mart’’ askeri müdahalesinden sonra Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu davasında Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan’la birlikte yargılandı; üç arkadaşı idam edildi, kendisi ‘’müebbet hapse’’ mahkûm oldu, 1974 affıyla salıverildi. 1977’den beri Almanya’da zorunlu sürgün olarak yaşıyor. Evli, iki çocuğu var. Çeşitli dergilerde yazılar yazdı, anılarını iki kitapta topladı. (x)
Şimdi ne mi yapıyor?
Ne yaptığı değil, ne düşündüğü önemli.
‘’Ben ve benim gibi olan arkadaşlar, zaten bir ‘kavga’nın içindeydik; eğitimimizi sürdürebilmek için verdiğimiz kavga. İngilizcemizin iyi olmaması nedeniyle, başarıyı sağlamak için daha çok ders çalışmamız gerekiyordu. Sosyalizm için sürdürdüğümüz kavgada da benzer bir süreç yaşadım. İnandığım bir doğrunun gerçekleşmesi için görevlerimi yerine getiriyordum. Ders çalışır gibi seminerlere, toplantılara, mitinglere katıldım. Gerekli olduğu yerde, görevimin bir parçası olarak, faşistlerle, polislerle çatıştım. Giderek, sosyalizm kavgası benim için bir yaşam tarzı olmuştu. Kaçmayı, vazgeçmeyi, hiçbir dönem aklımın ucundan bile geçirmedim. Sosyalizmden kaçmak, vazgeçmek, yaşamaktan, nefes almaktan vazgeçmeyle özdeşti benim için hep. Kaçmaya, vazgeçmeye karar verseydim, bu kendimden kaçış olurdu... Şu an elli üç yaşındayım. Kitaplar, beynimin içinde yoğrulan düşünceler, arkadaş toplantıları, ara sıra katıldığım seminer ve toplantılar dışında maddi bir bağım kalmadı sosyalizme. Ama hâlâ sosyalistim elbet; düşünebildiğim sürece de öyle olacak sanırım;  neredeyse, sosyalizmle doğdum ve severek sosyalizm ütopyasıyla birlik öleceğim.’’
* * *
Dünya ‘’dönekler”e teslim edilmedi ya!
___________________________________
(x) İlticacı İzine Gitmek İsterse, Tekin Yayınları.