“Dur bakali, ne olecak”

Şimdi moda oldu, haberler veya yorumlar televizyonlarda okunurken arkadan bir fon müziği geliyor.
Arada sırada olsa da konuya uygun düşüyor.
Bu olayların bize göre son desteği, meşhur bir şarkı: Arapsaçı.
Gerçekten işler öyle birbirine girmiş, karmakarışık olmuş ki tam arapsaçı.
Arapsaçını çözmeye çalışırken önce tuhaf bir tesadüften söz edelim.
Zaman gazetesi yazarı Ali Bulaç sabah gazeteye bavuluyla gitmiş.
İçinde giysileri var, ne olur ne olmaz beni de alırlar diye.
***
Aklımıza otuz kırk yıl önceki bir olay geldi.
6-7 Eylül olayları... İktidarın kışkırttığı başıboş işsizler İstanbul’u bir gecede tahrip etmişlerdi.
Sabah Sirkeci’deki Sansaryan Han’ın kapısına Aziz Nesin gelmiş.
Elinde bavul, birinci şubeye teslim olacak.
Nizamiyedeki polis Aziz Nesin’i tanıyor.
“Hayrola hocam” demiş ve bavulu göstermiş: “Bu ne?”
Aziz Nesin başını sallamış:
“Nasıl olsa kabak bizim başımıza patlar, tedbirli geldim.”
***
Aradan kırk yıldan fazla geçmiş, Türk insanı ne kadar da birbirine benziyor.
Biri solcu, öteki sağcı olsa bile.
Şimdi hep soruyorlar nedir bu, ne oluyor?
Olanlar Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanken şimdi içeride yatan Ekrem Dumanlı ile yakınlığını gösteriyor.
Hatta ilk çatışmada Başbakan feryat etmişti:
“Ne istediler de vermedik?”
Eee böyledir bu işler, bu siyaset.
O dönemin başbakanıyla şimdi
içeride kaderini bekleyen Ekrem
Dumanlı birlikte dünyayı dolaşmışlar, kendisi söylüyor.
Hatta açılış törenlerinde fotoğrafları da var.
***
Biz geçen gün bir halk tekerlemesini hatırlattık diye pek fena kızdılar.
“Demedim mi nazlı yârim ben sana,
Çok muhabbet tez ayrılık getirir.”
Nedir ne oluyor diye soranlara saygıyla sorulur.
Anladınız herhalde...
İşin kısası, şimdi darbeci ya da paralelci diye dışlananlar Tayyip Bey’in yakınındadırlar, birliktedirler.
Çıkar ilişkileri onları bu hale getirdi.
Ne çıkarı var, onu bilemeyiz.
***
Bu arada meşhur olay çıktı. Bakanların oğullarının yatak odalarında da dolarlar, altınlar, dövizler bulundu.
Bankaya koymaya bile tenezzül etmemişlerdi.
Bu ihanetin cezası verilmeliydi,
verildi de.
Gözaltılara gösterilen tepki ilginçtir.
Bu işin sonu ne olur işte onu bilemeyiz.
Hani adam göz koyduğu bir kadının, kocası seyahatte iken peşine takılmış, takip etmiş, kadının evine birlikte girmişler.
Malum davranışlar başlayınca aptal koca kadının her anlattığına “Dur bakali, ne olecak” diyormuş.
Hatta bu fıkrayı Araplara da mal ederler.
“Dur bakali, ne olecak” diye.
Sonunda kadın dayanamamış, isyan etmiş:
“Olan oldu, sen hâlâ sorup duruyorsun!”
***
Bütün mesele Türkiye’yi Sayın Cumhurbaşkanı’nın emrine vermek.
Öyle muhalif sesler çıkarıp “Dur bakali, ne olecak” demek yok.
Ortam da eşhas da müsait...
Evet ama bazı münafıklar var.
Huyları değişmez.
Hem diktatörlükten falan söz ediyorlar.
Bırakın onları, onlar hep öyledir.