Eğer temelde çatlak varsa...

BİR olayın anlatımını güçlendirmek için “Müstemleke idaresinde, sömürge yönetiminde şunu yapmazlar” demiştik. Tepki büyük oldu; deyimi ağır bulmuşlardı?
Bazısı, “Sen sömürge yönetimini ne bilirsin ki” diyordu. Bazısı da, “Müstemlekede yaşa da, anlarsın!” diyordu.
Kimi babasından, kimi dayısından duyduklarını anlatıyordu.
Velhasıl, bu memlekette yaşayan kimsenin başına ne gelirse gelsin, “Sömürge yönetiminde bunu yapmazlar” benzetmesi ağır kaçmıştı...
* * *
BİZ DE vazgeçtik, bu kadar tepkiye neden olduğuna göre...
Uzun zamandır böyle bir deyim kullanmıyorduk.
Hem artık “sömürge” de yoktu.
Değişik bir sömürge yöntemi uygulanıyordu...
Önce bağımsızlık veriliyor, sömürgecilikten sözde vazgeçiliyor, arkadaş, ekonomik ve sanayi sömürgesi geliyordu, Afrika örneği...
Kâğıt üzerinde bağımsız, lakin ekonomide sömürge...
Neyse bu işleri fazla kurcalamayalım. Karışık işler bunlar, altından kim bilir neler çıkar!
* * *
GELELİM “Bunu sömürge yönetimi bile yapmaz!” deyimine...
Tepkiler yüzünden uzun süredir bu deyimi kullanmıyorduk.
Lakin öyle bir olayla karşılaştık ki! (*)
Gazetenin başlığı şu:
“Tahliye olan tiyatrocu 1 yıl boş yere hapis yattı”
Olur, niye olmasın, adamı yakalamışlardır, ilk sorgusunda tutuklamışlardır; sonra geldin, itirazlar, tahliye talepleri ve ret kararları...
Ya adam kaçarsa, ya adam delilleri karartırsa, ya tanıklar üzerinde baskı yaparsa...
Yooo, adaletimiz böyle şeylere izin vermez:
“Ben içeriye atayım da, gerisini o düşünsün!” der.
Böyle şey olmaz!
Hrant Dink davasında ne oldu?
Mahkemenin Başkanı “Elde delil yok!” demedi mi?
Savcı da “Delilden çok ne var?” diye karşılık vermedi mi?
Hadi diyelim bu tartışma konusu...
Ya iddianamede adı olan sanığı unutmak, ne beraat ne de mahkûm etmek, unutmak!
Pes, diyeceksiniz değil mi?
Durun bakalım acele etmeyin, beterin beteri vardır.
* * *
BİR kokain davası, sanıklardan biri tiyatro sanatçısı, tutuklu...
* * *
BİR yıl sonra mahkemeye çıkarıyorlar.
Ne olmuş?
Olan şu:
“Sanıkları polis takip ediyor, buna fiziki takip deniyor, yakalanıyorlar, takibi yapan komiser, bir yıl sonra mahkemede” anlatıyor:
“Bu şahısları ilk defa gördük, tanımıyorduk, tutanak tuttuk. Yakaladıklarımızdan biri Ayhan’dır, biz tanımadığımız için Tuncay diye yazdık. Sehven oldu!”
Yani hata yaptık, yanlışlıkla yaptık diyor. Ali’nin yerine Veli’yi yakalamışız...
* * *
SEHVEN, ne kadar mahkûm değil mi?
Peki hapiste geçen yılın çilesini, ıstırabını kim ödeyecek?
“O da itiraz etseydi!” diyeceksiniz değil mi?
Kim bilir kaç kere itirazı reddedilmiştir.
* * *
ADLİYE binalarının hatta “Sarayı”nın çoğunda meşhur levha vardır:
“Adalet mülkün temelidir!”
Evet, ama temelde çatlak varsa...
——————————————
(*) Vatan, 26 Ocak 2012