Elçileri geri çektik, sonra...

Ne oldu? Evet n'oldu? ABD Meclisi'ne kızıp elçimizi geri çektik. İsveç Meclisi'ne kızıp elçimizi geri çektik...
Niye?
Ermenilerin soykırım tezini tanıdıkları için, bizi soykırım yapmakla suçladıkları için...
İyi de ne oldu, kim kazandı?
Uçak şirketleri kazandı, elçiler kanatlanıp gidip gelmediklerine göre...
* * *
Ne bekliyorduk?
Biz elçimizi geri çekince, adamlar dize gelecek, "Aman biz ettik, siz etmeyin, elçinizi geri gönderin" mi diyeceklerdi!
Bir de Başbakan Erdoğan'ın Amerika'ya gitmeyeceği söyleniyordu, haberlere göre o da fos çıktı...
* * *
Sırada Ermenistan var...
Sırtımızdan, Azerbaycan'ın Karabağ kamburunu bir atabilsek, sınırı açarız, eski defterleri de kaparız.
* * *
Gaf üstüne gaf!
100 bin kaçak Ermeniyi sınır dışı etmek gafı...
İş o hale geldi ki, Türk uyruklu Ermeni asıllı vatandaşlarımız şahitlik etmek zorunda kaldılar:
"O, 100 bin sayısını biz yanlışlıkla söyledik, Başbakan'ı yanılttık!"
Fedakâr insanlar, Başbakan'ı kurtardılar, yoksa çok yazılıp, çok çizilirdi, hele dışarıda...
"Bunlar böyledir işte!" diye:
"Yüz bin insanı süreriz diyenlerle, soykırım yapanların farkı ne?"
* * *
Tarih, elbette bugünleri de yazacak, neyi yazmamış ki!
Yıl 1571, Osmanlı tahtında, Kanuni'nin oğlu 2. Sultan Selim var, sadrazam da Sokullu Mehmet Paşa...
Fransız Kralı Osmanlı'ya bir elçi yollar, François de Noay, iki yıl İstanbul'da kalır anılarını yazar.
* * *
O günlerde Paris'te insanlık tarihinin en unutulmaz katliamlarından biri işlenir. Saint-Barthelmy yortusunda saraya davet edilen Protestanlar, Katolik kralın emriyle katledilir...
Haber kim bilir kaç gün ya da kaç ay sonra İstanbul'a ulaşır, Sokullu, Fransız elçisini çağırır, bu katliamı sorar. Elçi kem küm eder, Sokullu, elçinin anılarına göre kendisine şöyle der:
"Bunlar da Hıristiyan dininden... Sayıları da onda bir... Hem de kralınızın misafiri olarak davet edildikleri sarayda geceleyin ve müdafaasızken öldürülmüşler. İşte sizin Papa'nın adaleti... Sancağımızın dalgalandığı uçsuz bucaksız yerlerde, dünyadaki bütün dinlere bağlı çeşitli ırklar yaşıyor. Hepsi de inandıkları şeye serbestçe ibadet ediyorlar. İstanbul'da camilerin yanında kiliseler ve havralar bulunur. Türlü mezhepler ve tarikatlar vardır. Kimse kimseyi rahatsız etmez. Bunları memleketinize dönünce anlatacak mısınız? Hem bu cinayetleri yapanlar bizlerden başkalarıdır, hem de iftiraya ve isnada biz uğrarız."(x)
Sokullu Mehmet Paşa'nın son cümlesinin altını bir daha çizelim:
"Bu cinayetleri yapanlar bizlerden başkalarıdır, ama iftiraya biz uğrarız."
500 yıl önce de, 500 yıl sonra da, değişen ne var?
-------------
(x)Cemal Kutay/Bilinmeyen Tarihimiz