Elveda demenin zamanı geldi mi?

Ayrılık acısı vardır, üzüntüsü vardır, hüznü vardır, hatta şair, “Ayrılık ölümden de beter” demiş, bunu şarkı bile yapmışlardır.
Bir de ekonomik ayrılıklar vardır, en basiti, yıllardır alışveriş ettiğiniz esnafla vedalaşıp “elveda” demeniz gerekir.
Ama ters bir laf mı etmiştir, çirkin davranışı mı olmuştur, sattığı malın kalitesini mi düşürmüştür?
Yoooo, hiçbiri değil!
o halde niye “elveda” deyip vedalaşıyorsunuz?
* * *
1920’li yıllarda Ankara’da Samanpazarı’nda “Araf Kardeşler” adında bir hırdavatçı dükkânı varmış, idamlara kadar işler iyi gidiyormuş, idamlardan sonra işler düşmüş...
Musevi asıllı Vitali Araf, Ankara Valisi Yahya Galip Bey’e çıkmış, şikâyetini anlatmış:
“Vali Bey, ya şu idamları azaltın ya da toplu yapın, her gün adam asmayı bırakın!”
Vali kızmış:
“Sen İstiklal Mahkemelerine karşı mı çıkıyorsun?”
“Yok be Vali Bey, benim derdim maişet derdidir, her gün adam asarsanız müşteri gelmiyor, ya idamları azaltın, ya toptan yapın!”
* * *
Vali, herhalde gülmüştür.
Böyle adamlar her yerde vardır, aklına geleni söyleyen, biraz da deli dolu, hele adı deliye çıkmışsa...
Vitali Araf da bunlardan biriymiş...
* * *
İstanbul’dan gelen bir arkadaşını gazinoya götürmüş, yenilmiş, içilmiş, hesap gelmiş, 52 lira, o devre göre çok para...
Vitali Araf, garsona patronu çağırmasını söylemiş, biraz sonra zebella gibi garson gelmiş, Vitali Araf yine ısrarlı:
“Bana patronu çağırın.”
Biraz sonra çam yarması gibi bir herif gelmiş: “Hesaba itirazın varsa...” diye lafa başlayınca Vitali Araf yerinden fırlamış:
“Ne itirazı, rica ederim, buyrun elli ikisi hesap, sekiz lira da bahşiş, altmış lira!”
Patron “Eeee daha ne istiyorsun!” der demez, Vitali Araf adamın boynuna sarılmış, bir taraftan şapur şupur öperken, bir taraftan “Elveda!” diyormuş:
“Bundan böyle bu fiyatlarla sizi rahatsız etmem mümkün değil, elveda!”
* * *
Hikâye Güngör Uras’tan... (x)
Herhalde bugünlerde bu fiyatlar herkesi “elveda” demeye zorlayacaktır.
Belki de değil!
Biz işi büyütüyoruz.
——
(x) Bak, Ben Sana Anlatayım (Doğan Kitap)