Erdoğan’ın laikliği Arınç’ın gözyaşları

YENİ moda laflar çıkıyor ortaya; “Bizim mahalle” gibi, “Karşı mahalle” gibi...
Biz de modaya uyalım, “Bizim mahalle”nin sakinlerine bir çift laf edelim.
RTÜK Başkanı ile Cumhurbaşkanı’nın YÖK’e atadığı üyelere takmış durumdasınız.
Hayret, hâlâ uslanmıyor, hâlâ kabullenmiyorsunuz, hâlâ akıntıya kürek çekip havanda su dövüyorsunuz...
Yani ne olacaktı?
Laikliğinden sizin şüphe etmediğiniz bir zatı mı RTÜK Başkanı yapacaklardı ya da YÖK’e atayacaklardı.
* * *
BIRAKIN Anayasa’yı babayasayı, laikliği; devir o devir değil...
Bir parti düşünün ki iktidar partisi, hükümet partisi olsun. Anayasa Mahkemesi, o partiyi “laiklik karşıtı olayların odağı olarak” değerlendirip cezalandırsın, siz de hâlâ “laiklik kavgası” yapın...
Geçin bir kalem!
* * *
ADAM açık açık söylemiş, kayıtlara geçmiş; gazete, televizyon arşivlerinde var:
“Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor, diye!.. Yahu bu millet istedikten sonra laiklik tabii elden gidecek!.. Sonra nedir bu laiklik Allah aşkına?.. Bu ne menem şey?.. Çıkıyor İçişleri Bakanı, devlet dine karışır, diyor. Eee, gerisini niye söylemiyorsun?.. Din devlete karışır demiyorsun!..
Hem laik hem Müslüman olunmaz...
Ya Müslüman olacaksın, ya laik...”
* * *
DİYECEKSİNİZ Kİ, “Bunu söyleyeli yıllar oldu!”
İyi de “Yanlış dedim!” demiş mi?
Hayır.
Sadece yuvarlak bir laf:
“Değiştik!”
Nasıl değişim, o belli değil!
Takiyenin âlâsı...
* * *
BU “kibrit formülü”dür.
Nedir kibrit formülü?
Anlatalım!
Bir kutu kibrit alın. Diyelim içinde 25 kibrit çöpü var. Bu 25 çöpü iki elinizle bir çırpıda kırabilir misiniz ya da ikiye bölebilir misiniz?
Hayır, bölünmez!
Lakin, çöpleri tek tek kırıp ikiye bölebilir misiniz?
Elbette!
İşte şimdi yapılan bu. Sırayla teker teker hallediyorlar, hem de demokratik bir biçimde, darbe yapmıyorlar ya! Sırayla, RTÜK Başkanı, YÖK üyesi derken yargıda direnenler varsa onlar hizaya sokulmaya çalışılır...
Diyeceksiniz vakit alır!
Alsın, seçime daha çok var!
* * *
GEÇEN gün televizyonda Bülent Arınç ağlıyordu?
Niye acaba?
Başbakan’ın, Cumhurbaşkanı’nın kendisine gösterdiği vefadan, şom ağızlıların ağzını kapatıp “Bakan” yaptılar ya!
Peki Sayın Arınç, muhterem Erbakan Hoca’yı aynı vefa duygusuyla sarıp sarmalıyor mu?
Kim bilir, belki Erbakan Hoca onun bu halini görünce ağlamıştır, “Bülent sen ne hallere düştün!” diye...