Faili meçhul değil “faili meşhur”

Derya Sazak ve Yeditepe Üniversitesi’ndeki öğrencileri “Faili Meşhur” diye bir belgesel hazırlamışlar.
Evet, yanlış okumadınız “faili meçhul” değil “faili meşhur”...
Öldürülen üç gazeteci olursa; Abdi İpekçi, Uğur Mumcu ve Hırant Dink, “faili meşhur” kadar konuya uygun bir isim olur mu?
“Faili meçhul” sanığı, katili belli olmayan cinayetler için kullanılır, bu cinayetlerin failleri ise meçhul değil, meşhur...
Belgeselin özelliği cinayete kurban giden gazeteciyle, çalıştığı gazetenin birlikte anılması...
* * *
Biz, “İZ-TV”de Abdi İpekçi ve Milliyet’i seyrettik, yirmi küsur yaşımızı... Yirmi yıllık anılar ve dostluklar...
Mesela “Milliyet Sanat dergisi”ni hatırlarken Zeki Sözer’i hafızanızda canlandırmaz mısınız?
* * *
“Milliyet Sanat”tan “Hakkı Usta” şikâyetçiydi, onlar gecikince, diğer baskı işleri gecikiyordu.
Rahmetliye Abdi İpekçi görev verdi:
“Bundan böyle gecikmeden sen sorumlusun, git konuş, zaten Ercüment bey dergiyi zarar ediyor diye kapatmak istiyor...”
Kiminle konuşacağız?
Rahmetli Akal Atilla ile...
Konuştuk, anlaştık, baskı günü, baskı saatine yakın, gidip baktık, sayfalar hâlâ aşağı inmemiş, Akal’ın mazereti var:
“Bu hafta Japon resimlerini, onların eserlerini tanıtıyoruz, her resmin altında da adı var. Mesela sonbahar yaprakları, azgın dalgalar-hüzünlü bakış gibi... Japon konsolosluğundan biri gelecek, resimlerin altında yazan kelimeleri, deyimleri Türkçeye çevirecek, bekliyoruz gelmedi.”
* * *
Birden durduk:
“Zeki Sözer’e gösterdin mi?”
“Yooo, Zeki abi Japonca bilir mi?”
“Bilmez olur mu annesi Japon!”
* * *
Hemen koştuk Zeki Sözer’e, zaten lakabı da Japon, bir süre sonra Akal Atilla geldi, elinde Japon resimleri, Zeki Sözer’in adam işletmekte üstüne yoktur, Japonca kelimeleri ve deyimleri biraz da zorlanarak güya Türkçeye çeviriyor, hele birini:
“Uzun kavak altında uyur, gezer oğlu” diye çevirince Akal Atilla kuşkulandı:
“Abi, biraz uzun olmadı mı?”
“Böyledir, Japonca böyledir!”
Sonrası mı?
* * *
Akal Atilla’ya şaka yaptığımızı söylemeyi unuttuk, sayfalar baskıya girerken beklenen Japon gelmiş, adam resimlerin Türkçelerini(!) okuyunca saçını başını yolmuş.
* * *
Hey gidi günler hey denilen günlermiş onlar.
Hayali cihan değermiş hele içinde Zeki Sözer’ler varsa...
Çoktandır onu da göremiyoruz, “sonbahar” bizi öyle bir dağıttı ki!
Kimimiz yerüstünde, kimimiz yeraltında...
Neyse, Allah Zeki Sözer’e uzun ömür versin, bir fırsat çıkarsa kızı Elif’in resimlerinin, Abidin Dino’nun resimlerine nasıl benzetildiğini anlatırız.