Gerektiği gerekince yapılır

1 Şubat 2012 tarihli yazımıza şöyle başlamışız: “Birilerinin ortaya çıkıp, işte buradayım, gelin bakalım, demesi gerekiyordu”
Çıkıp ne diyeceklerdi?
“Ermeni soykırımı yoktur” diyeceklerdi.
Yazımızın mürekkebi kurumadan karşılık geldi:
“Ermeni soykırımı yoktur!”
Kimdi bunu söyleyen?
Devlet Bakanı, eskilerin deyimiyle Avrupa işlerini tedvire memur Egemen Bağış.
Hem de nerede?
Soykırım yoktur, demenin suç sayıldığı İsviçre’de...
* * *
Sayın Bakan şöyle diyordu:
“Bu karar bizim için yok hükmündedir. Fransa’da akıl sahiplerinin, akıl sahibi olmayanlardan fazla olduğuna inanıyoruz. İsviçre de bildiğim kadarıyla, sözde soykırımı reddetmenin suç olduğu bir ülke...
Biz, bugün İsviçre’deyiz, ben diyorum ki, 1915 olayları, soykırım değildir, gelsinler beni tutuklasınlar.
Bu tür çabaların yaşama şansı olduğuna inanmıyorum. Bunlar bir kâğıt parçasından öteye geçemez.”
* * *
O yazıda bir hatırlatma yapacaktık, unuttuk.
İtalyan, siyah gömlekli faşist gençler, akıllarına estikçe korkmadan Türk elçiliğinin önüne gider “Antalya” diye bağırırlarmış.
Akdeniz İtalyan gölü ya!
Bilal Şimşir’in anlattığına göre bizim elçi balkona çıkar, aşağıdaki azgınlara eliyle Antalya istikametini gösterirmiş:
“Antalya bu yönde gidin alın!”
Şimdi sıra İsviçrelilerde...
* * *
Çünkü, Zürih Savcılığı bazı Ermenilerin şikâyeti üzerine Egemen Bağış için soruşturma açmış...
Diyor ki:
“Geçen hafta savcılığımıza bu konu ile ilgili dilekçe ulaştı. Dilekçede Sayın Bağış’ın İsviçre Ceza Kanunu’nun 261. maddesinde ‘Irkçılık’ başlığı ile yer alan kanuna muhalefet ettiği bildiriliyordu. Savcılığımız, iddiayı ciddi bularak ön soruşturma başlattı. Şimdi Egemen Bağış’ın dilekçede konu edilen Ermeni soykırımını inkâr sözlerini söyleyip-söylemediğini araştıracağız. Kendisinin diplomatik dokunulmazlığı olup-olmadığına bakacağız. Bunların sonucunda yasaya aykırı bir durum var ve diplomatik dokunulmazlığı yok ise hakkında dava açacağız.”
* * *
Sayın Bakanı...
Bize düşmez ama, Roma’daki elçimiz gibi İsviçrelilere Ankara’yı işaret etmeliyiz:
“İşte Egemen Bağış orada, gidin alın!”
* * *
Sayın Bağış zaten sözünden dönen biri değil ki:
“1915 olayları soykırım değildir, dedim, aynen tekrarlıyorum. Bundan sonraki İsviçre gezimde aynı cümlemi tekrarlayacağım!”
Üstelik kolaylık da gösteriyor:
“Ben buradayım, gelin alın!” demiyorum. “Ben oraya geleceğim bakalım ne yapacaksınız!” diyor.
Diplomaside böyle tavırlar, belki bazılarının hoşuna gitmez ama, gereğini de gerektiği zaman yapmak gerek.