Gül mü, Erdoğan mı?

Arada sırada sorarlar, biz de sorarız ya! “Abdullah Gül mü, Tayyip Erdoğan mı?”
Biri Cumhurbaşkanı, biri Başbakan, ikisi de aynı siyasi kökenden geliyor: Erbakan Hoca’nın “Milli Görüş”ünden, Milli Selamet Parti, Refah Partisi, Fazilet Partisi...
Peki, aralarındaki benzerlik ya da fark nedir?
* * *
Soranlara, biz de aynı soruyu sorarız, çünkü bilmiyoruz.
Bir iki telefon görüşmesinden başka, fazla bir anımız yoktur, onları da tekrara gerek görmeyiz.
* * *
Gazeteci, meslektaşını kıskanmaz mı?
Mesela biz Sabahattin Önkibar’ın geçen salı günkü yazısını kıskandık, keşke biz de yazabilseydik diye. (x)
Sabahattin Önkibar, 18 maddelik yazısında Sayın Cumhurbaşkanı ile Sayın Başbakan’ı karşılaştırmış.
Önkibar, yılların Ankaralı gazetecisi, çalıştığı gazeteler ve çevresi, her ikisine de yabancı değil.
* * *
Bakın her iki devlet adamını karşılaştırıyor, ne sonuçlar çıkarıyor:
“1) Tayyip Erdoğan açık sözlü yani dobradır, içindekini dışa vurur, buna mukabil Abdullah Gül’ün ne düşündüğü hiç tahmin edilemez. İçine kapanıktır.
2) Tayyip Erdoğan kızdığını belli eder, Abdullah Gül ise kızsa da sevinse de yapay bir şekilde hep tebessüm eder!
3) Tayyip Erdoğan’ın yakın çevresinde mesela özel kalemi ve danışmanları arasında Marksist ve ateist eğilimliler yoktur, Abdullah Gül’ün ise etrafında bu tür çalışanlar bir hayli çoktur.
4) Tayyip Erdoğan yaptıklarını açıktan sahiplenip, savunur, Abdullah Gül ise az oy alan rektörleri ataması misali hem atamayı yapar hem de kem küm edip anlatımı zor bir görüntü verir.
5) Tayyip Erdoğan kenarlıdır, tarif edilebilir, Abdullah Gül’ün ise tarifi zordur.
6) Tayyip Erdoğan dostuna dost, düşmanına düşmandır, Abdullah Gül ise insanları güne yani konjonktüre göre değerlendirir. Gül için dostluk ve düşmanlık bağlamında kesin bir çizgi yoktur. Bugün düşman olan yarın pekala dost olabilir.
* * *
7) Abdullah Gül, Yahudi ve Musevi dünyasını gücü itibarıyla Tayyip Erdoğan’dan çok daha fazla önemser ve bunu duruşuna, ilişkilerine ve hatta politikalarına yansıtır.
8) Erdoğan’ın karakterinde diklenme ve meydan okuma vardır, Abdullah Gül ise tam tersidir, meydan okumaz, şartların oluşmasını bekler.
9) Tayyip Erdoğan riske girip gemileri yakar, Abdullah Gül riski hiç sevmez, hep garanticidir.
10) Tayyip Erdoğan kabileci ya da hemşehrici değildir, örneğin Rizelileri öne çıkarmak ve kollamak gibi bir tutumu hiç görülmedi, buna mukabil Abdullah Gül son HSYK’ya iki Kayseriliyi ataması misali keskin bir hemşehricidir.
* * *
11) Tayyip Erdoğan yanlış yapan özel kalem müdürünü bir günde kapıya koydu, Abdullah Gül ise Ankara’nın barlarında sarhoş olup dayaklar yediği iddia edilen ve bu yönde basında haberler çıkan danışmanını baş tacı etmeye devam etti.
12) Tayyip Erdoğan kendi olmaya, Abdullah Gül ise Turgut Özal olmaya özenir.
13) Tayyip Erdoğan, Azeri-Ermeni geriliminde nihai tercihini Azerbaycan’dan yana kullandı, Abdullah Gül’ü tanıyanlara göre ise Abdullah Bey’de böyle bir tercih şansı olsaydı ABD’yi dikkate alıp tercihini Erivan’dan yana kullanırdı.
14) Barzani ve Talabani, Tayyip Bey’e çok güvenmez, buna mukabil iki isim de Abdullah Bey’e tapar derecesinde muhabbet duyar.
15) İsraillilerle Batılı Yahudiler Tayyip Erdoğan’a zaman zaman çok kızar, buna mukabil her iki kesim de Abdullah Bey’i pek sever!
* * *
16) Tayyip Bey BBP misali zor gününde kendine omuz verenleri dikkate alır, Abdullah Bey ise kendine omuz verenleri şartlar değiştiğinde anında ortada bırakır.
17) Tayyip Bey açık fetih taraftarı, Abdullah Gül ise gizli işgal yanlısıdır.
18) Hülasa Tayyip Bey mi Gül mü diye bir tercihte kalınırsa Erdoğan yüz tane Gül eder!”
Her madde hakkında herkes bir şey söyleyebilir ama, biz böyle bir değerlendirme yapacak ehliyeti kendimizde bulamayız.
Oysa Önkibar, maddeleri sıraladıktan sonra hüküm maddesinde bir sonuca varıyor:
“Erdoğan yüz tane Gül eder!”
Bilenle bilmeyen bir olur mu?
Sayın Önkibar biliyor ki bildiklerini kantara vurup söylüyor.
* * *
Biz en iyisi Önkibar’ın tespitlerini aktaralım, kendisine teşekkür edelim, karşılaştırmayı da bilenlere bırakalım.
Erdoğan kaç Gül eder ya da kaç Gül, Erdoğan eder?
—————-
(x) Yeniçağ, 26 Ekim 2010