Gülriz Sururi'yle geçmişi anarken...

Olaylar ve insanlar "Nota olsa, do olurduRenk olsa, nar rengiKraliçe olsa, Nefertitiİçki olsa, Fransız şampanyasıTarihi kişi, Hürrem SultanBilin bakalım, kimdir o?"Bilmece gibi: Gülriz Sururi.* * *UZUN süredir, yüz yüze gelip konuşamıyorduk; "Baba Beni Okula Gönder!" kampanyasının ödül töreninde karşılaştık, ayaküstü geçmişi andık, masada da yerlerimiz yan yana düştü...Osman Bölükbaşı, vefasızlığı anlatırken, "Sinem, Karacaahmet Mezarlığı'na döndü" der. Gülriz'le eski dostları, arkadaşları sayarken baktık ki bizim belleğimiz de, hafızamız da mezarlık, kimler yok ki!* * *HER dostluğun unutulmayan bazı anıları vardır, coşkuyla andığınız ya da ufak tefek kırgınlıkla, serzenişle andığınız anılar.* * *GÜLRİZ Sururi de bunlardan birini hiç unutmaz, unutsa bile kitabında vardır. (x)O gece, Dormen Tiyatrosu'nda "İlhan İskender Tiyatro Yarışması"nın ödülleri dağıtılıyordu, Gülriz Sururi "Teneke"deki oyunuyla yılın kadın sanatçısı seçilmişti. "Sokak Kızı İrma"daki başarısını, şarkı söyleme yeteneğini gören bir gece kulübü, ona şarkı söylemesi için çok büyük para teklif etmişti.Ödülünü aldıktan sonra sahneden inen Gülriz Sururi'yi, seyirci bilmeden, alkışların en anlamlısıyla alkışlamıştı; seyirci, onun, şarkı söyleme teklifine, "Hayır, benim mesleğim tiyatro oyunculuğu!" dediğini ne bilsin ki...Böyle yazmıştık...Yani, lafın kısası, biz, Gülriz Sururi'nin bu alkışlara layık olduğunu, başka açıdan değerlendirmiştik.* * *AMA çevre, o çevrenin baskısı, Haldun Dormen'in bitmez tükenmez "İyi olacak, göreceksin iyi olacak!" telkinleri...* * *İLK gecenin soyunma odasını Gülriz Sururi anlatır:"Gülriz'in cenazesi var, diyorum içimden... Makyaj yaparken ellerim titriyor, hiç böyle olmamıştım. Birden fırlayıp kaçmak geliyor içimden..."* * *VE pist:"Piste çıktığımda saat on ikiydi, on birden beri şov izleyen, dans eden müşteriler sarhoş. Hemen hepsini tanıyorum, gece kulüplerinin malum ünlü simaları. Çok sarhoş hepsi. Kimi bağıra çağıra garsonu çağırıp içki tazeletiyor, öteki, yanındaki hatuna sarılıyor, beriki, benimle şarkımı söylemeye çalışıyor. Yüksek sesle, elbisemi, makyajımı, saçımı konuşup duruyorlar. İçime girecekler neredeyse, damağımı seyrediyorlar şarkımı söylerken. Sahne ile pistin farkını anlıyorum birden, kendimi tahtından indirilmiş bir kraliçe gibi hissettim o anda. Tiyatroda en ufak gürültü yapan seyircinin parasını geri verip kapı dışarı attıran Gülriz'in yeri değildi burası."* * *GÜLRİZ Sururi bu oyunun (!) finalinde bize de iki satır ayırır:"Beni o günden sonra galiba hiç affetmedi, hem kendimi hem onu yalancı çıkardığım için" der.Hiç öyle olur mu, hele, af, ne demek...Aslında onun şarkı söylediği gecenin sabahı, bizi, Halit Çapın kışkırtmıştı:"Senin Gülriz, sarhoş sofralarının mezesi olmuş!"Rahmetlinin üslubu buydu; acımasız.Ah keşke yaşasaydı da...————————(x) Kıldan İnce, Kılıçtan Keskince, Milliyet Yayınları. h.pulur@milliyet.com.tr HALDUN Taner, onu şöyle tanıtır: