Günahı, sevabı ve karı...

Günahı, sevabı ve karı...


       15 gün önce bu köşede "Tantan Vak'ası" başlıklı yazımız şöyle bitiyordu:
     "Kuvvet ve kudret sahiplerinin, isterlerse, neler yapabileceklerini şimdi dört insan gösteriyor.
       Cumhurbaşkanı Sezer, İçişleri Bakanı Tantan, Bankalar Düzenleme ve Denetleme Kurulu Başkanı Temizel, DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel...
       Yeter ki siyasetin duvarını da yıkıp geçebilseler..."
       * * *
       SON cümlemiz, bir şüphenin ifadesiydi, sanki içimize doğmuştu, demeyeceğiz, 60 küsur yılın imbiğinden süzülüp gelen deneyimlerin bizde yarattığı bir sezgiydi...
       Ve siyasetin duvarı, bu dört adamın önüne çıktı.
       Batan bankaların şirketlerini kurtarmak için, Bakanlar Komitesi kuruluyor, komitenin başında, Ecevit'in sağ kolu, yetenekli yardımcısı DSP'li Hüsamettin Özkan var, diğerleri iki MHP'li, iki ANAP'lı bakan.
       Bu şirketleri, yani batık şirketleri, şimdiye kadar kimler yönetmişse, bundan sonra da onlar yönetecek...
       Yani şirketlerini batıranlar...
       * * *
       ERTUĞRUL Özkök geçtiğimiz cuma günü soruyordu:
     "Bu durumda ülkenin düzgün ve başarılı işadamları ne yapacaklar?
       Onlar yine vergilerini vermeye devam edecekler, o vergiler banka batırmış, şirket batırmış insanları kurtarmak için harcanacak...
       Soruyorum, o vergi şampiyonları kürsüye çıktığı zaman artık onlara bu toplumun kahramanları olarak mı, yoksa milenyum enayileri olarak mı bakacağız?"
       * * *
       İLAHİ Sayın Özkök!
       O sizin saydıklarınız, kabl - et - tarih, yani tarihten önceden beri enayidirler, elbette, milenyum enayiliğini de kimselere kaptırmayacaklardır.
       Bundan şüpheniz mi var?
       * * *
       KAÇ günden beri, yok kasırga, yok balina, yok bufala gibi, bize göre, saçma sapan sıfatlarla yapılan soruşturmalara bakıp, soranlar vardı:
     "Bu işlerin sonu ne olacak?"
       Onlara bir fıkra anlatıyorduk; fıkrayı dinleyenler de "Şunu kıssadan hisse çıkararak yazsan!" diyorlardı...
       Yazacaktık ama, daha erkendi, önce alametler belirsin, sonra yazalım diyorduk...
       Ve alametler belirdi...
       * * *
       ADAM papaza gitmiş, günah çıkartacak, papaz, "anlat bakalım evladım!" demiş:
     "Ne günah işledin?"
       "Papaz efendi, ben cinsi sapığım, bu işi para için yapıyorum, lakin kazandığımı yoksullara, kimsesiz çocuklara dağıtıyorum!"
       Papaz, düşünmüş, taşınmış, günahın yorumunu yapmış:
     "Evladım, günahın sevabına denk geliyor, yediğin yanına kar kalıyor!"
       Kıssadan hisse mi?
       Eeee, hala çıkaramadıysanız...
       Vazgeçin düşünmekten...
       Çünkü düşünmek akla zarardır...
       Hem:
     "Düşünen kafalara zararlı fikirler üşüşür,
       Büyüklerimiz her şeyi bizden daha iyi düşünür!" demezler mi?


Yazara E-Posta: h.pulur@milliyet.com.tr

DİĞER YENİ YAZILAR