Haberler... Haberler...

Hafta sonunu evinde, eğlencede, dinlencede geçirenler, pazartesi sabahı gazetelere sarıldılar...
Gazete-lerin birinci sayfasındaki olayın aynısı iki kere verilmişti.
Hatta aralarında tercih bile yapmışlardı...
Birbirleriyle hiç bağlantısı olmayan iki olay, iki haber.
***
Birinci haber yorumlara dayanıyordu.
Yeni cumhurbaşkanı kim olacak?
İki aday gayri resmi vardı.
Biri halen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, diğeri de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan...
Hatta adaylardan biri çoktan kabul edilmiş, ayıp olmasın diye, geçiştiriliyordu.
***
Bize göre yeni cumhurbaşkanı, Başbakan Erdoğan’dır.
Eğer sayın Bahçeli’nin kesin garantisi tutarsa...
“İkisinin farkı ne?” diyenler...
Yumuşak virajlar alıp “hiç fark etmez mi?” diye duraksıyorlardı.
Hatta fark bulanlar bile farkı sökemiyorlardı.
***
Bazıları “bu nasıl iş?” deyince ağızlarının payını alıyorlardı:
“Bu nasıl iş?”
“Bu böyle iş!” Demokratik bir iş!!!
***
Daha iki gün önce seçim yapıldı, yüzde 45’e yakın kim oy aldı?
Cumhurbaş-kanı seçimi olsaydı ne fark ederdi?
***
Evet gazetelerin, tabii gazete denilen basılı kağıtların hali buydu.
Birinci olay Cumhurbaşkanı’nın seçimi...
Ya ikinci olay!
***
Beşiktaşlı futbolcular gece eğlenmek için bir eğlence yerine gitmişler, adamın biri çekmiş tabancayı sağa sola sıkmış, kurşunlardan biri Beşiktaşlı futbolcunun omzuna isabet etmiş.
***
Birtakım görüşler yakıştırdılar!
Çocuk ne yapmış?
Yirmi yaşında eğlenmeye gitmiş...
Ne yapsın?
Kabahat onun mu?
Yoksa her önüne gelenin beline silah takanın mı?
***
İşte biraz sonra bir garsonu vuruyorlar...
O garson da işten çıkmış, evine gidiyor.
Başıboş ülkenin çocukları bunlar!
Cebinde bıçak, belinde silah olmayan kaç kişi kaldı?

DİĞER YENİ YAZILAR