Hani yaşama müdahale yoktu...

Böyle olacağını biliyorduk; içkinin kısıtlanmasını, reklamının denetlenmesini, Amerika’dan örnek vererek anlatan, fizik profesörü Murat Özer’e tepki yağacağını biliyorduk.
Beklediğimiz oldu, içkiyi savunanlar da örnek veriyorlardı hem de ABD’den...
Hepsini yayımlayamadığımıza göre, seçme yapacağız.
Ama önce kendi görüşümüzü açıklayalım.
Mabet ve okulların yanı başında meyhane açılmasına biz de karşıyız, lakin kesinlikle karşı olduğumuz bir durum daha var, içkili araç kullanmak, buna kesinlikle karşıyız. En ağır ceza verilmeli, kişinin ehliyeti müebbet alınmalı...
Buna kimse itiraz edemez.
Şimdi gelelim ABD örneklerine...
***
Yalçın Soyseviç iyice kızmış, “Bu arkadaşlar galiba plajda da içkiyi yasaklayacaklar!” diyor...
“Prof. Murat beye sesleniyorum... ABD’de içkiyi parkta bahçede içmek yasak diyor... Yasak olmuş da ne olmuş oralarda her mekanda içki var içkisiz kahvaltı salonu bile yok... Onu neden söylemiyor acaba...
Avrupa’da köftecide bile bira bulunur canı çeken içer... Tüm lokantalar, kafeler, bistrolar içkilidir... Öğlen işyerlerinde bile açık büfede bira şarap olur... Sanki biz böyle bir ülkeyiz de parkta, bahçede, mesirede, piknikte de yasaklama yolunu arıyoruz...
Yaşam alanımıza müdahale olarak gördüğüm bu uygulama sonrası sandıkta gereğini yapacağımdan ve AK Parti’ye oy verenlerin de yapacaklarından kuşkum yok...”
Siz öyle sanın, neyse!
***
Sayın Alp Arslan 6 yıl Kanada’da yaşamış, o da şöyle diyor:
“Yaklaşık 6 yıl Vancouver/Kanada’da yaşamış birisi olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki Kanada ve Amerika’daki bütün mesire yerlerinde içki içmeyeni döverler. (Bu arada ben alkol kullanmayan bir okurunuzum)
Evet bahsi geçen kanunlar ve kurallar vardır ama uygulamada böyle değildir. Tekrar ediyorum bütün mesire yerlerinde, bütün sosyal maksatlı golf oyunlarında, çadır kamplarında (ki bu kamplara giden insan sayısı %70 civarındadır) insanlar altılı bira paketleri ile dolaşırlar.
Basketbol, Baseball, Hockey, Amerikan Futbolu ve Futbol gibi bütün profesyonel spor müsabakalarını bizzat stadyumlarda izlemiş bir insan olarak yine rahatlıkla söyleyebilirim ki en uzun kuyruğu stadyum içerisinde bulunan bira satıcılarının başında görürsünüz.
Özetle, uygulamada her yerde içki içilir!
Tüm Avrupa’da en az içki tüketimi ülkemizde olmasına rağmen getirilen ‘düzenleme’ tamamen ideolojiktir...”
***
Cengiz Akgün, 35 yıldır Amerika’da yaşıyormuş...
Uygulamayı çok iyi biliyor:
“Ben 35 senedir yaşıyorum
Amerika’da sokakta alenen içki içilmez. Eskiden parkta içki kese kağıdıyla saklanır öyle yudumlanırdı. İçki satışları bazı kasabalarda pazar günü yapılmaz. İçki dükkanları kapalı olur dini gün olduğu için. Ama piknik yerlerinde içki içilmez diyen kişi atmıştır. Gider belediyeden: ‘Biz şu gün şu parkta şu kadar kişi içkili piknik yapacağız’ derseniz. Ücretini verirsiniz ve size o günlük o parkta içki ruhsatı verirler. O gün o parkta görevli gelir de ruhsatsız içerken yakalarsa yüklü para cezası keser. Bu üç aşağı beş yukarı her eyalette aynıdır. Üniversitede de eğer öğrenciler bir parti düzenliyorsa yine içki ruhsatı alırlar. Her şey para ile hallolur. İçki içme yaşı eyalet ve yöreye göre değişir. En küçük 18 en büyük 21. Lokantaların içki ruhsatı alması uzun ve çeşitli kontroller sonu olur. Yeni bir lokanta eğer bir zincire bağlı değilse içki ruhsatını alması bir iki sene sürer. Bu sürede müşterisi kendi içeceğini kendi yanında getirir. Küçük lokantalar ruhsat için para harcamak istemezlerse bu şekilde devam ederler. Amerika’da lokanta kaldırıma taşmadığı için kendi mülkünde açıkta da içki sunar ama yenen yemeği dışarıdan bakan görmediği gibi müşterinin içtiğini de görmez.
Amerika’da içki satışı ciddi ve devamlı kontrol edilen bir iştir. Türkiye’ye göre içki satımı daha tutucu ama kurallara uyulduğunda kimsenin içip içmediğine karışılmayarak bu kişisel bir seçenek olduğunun bilincinde yapılır.”
***
Dr. Okan Öztürk de Amerika’da yaşıyor. onun da anlattıkları var:
“Muhtemelen muhafazakar olan bu beyefendinin ABD’de içki ile söyledikleri gerçekleri asla yansıtmıyor. Birincisi, ABD’de üniversite kampüsleri içinde veya yakınında içki yasağı diye bir şey yok. En meşhur Harvard, Miami, Illinois, UCLA, Northwestern gibi üniversitelerin kampüs içinde ve yakınındaki cafe, barları ve içkili restoranları görmemiş bu beyefendi muhtemelen! ABD’de geçirdiğim 3 yıl içinde kampüse 100 m. mesafede içki yasaktır gibi saçma bir yönetmelik hiç görmedim. Bu beyefendiye sormak lazım içki ve sigara reklamlarının en dorukta gösterildiği Formula 1 yarışlarının en çok seyircisinin ABD ve AB ülkelerinde olduğundan haberi var mı acaba?
Batı’da içki içmeniz değil, içkili olarak toplum güvenliğini bozmanız yasaktır. Beyefendinin verdiği örneklemeler daha çok bireysel tercihlerle yasaklarla insanları terbiye edeceğini sanan katı anlayış o ülkelerde mevcuttur.”
***
Uzun lafın kısası, içkisiz hayata başlıyoruz, hani iki kadehle keyif edenlere “zehir zıkkım olsun, burnundan gelsin, çatlayıncaya kadar için” diye beddua edenler var ya, herhalde mutludurlar.
Halk ozanı, bağlama üstadı Şemsi Yastıman, rakıyı ve kadehi şöyle anlatır:
“Birinci kadeh, vücuda yarar,
İkinci kadeh, makul karar,
Üçüncü kadeh, kafayı sarar,
Dördüncü kadeh, dimağı yorar.
Beşinci kadeh, keseye zarar,
Altıncı kadeh, hatır kırar,
Yedinci kadeh, bela açar,
Sekizinci kadeh, vurur kırar,
Dokuzuncu kadeh, hakim hesap sorar.”
Sen de dokuzuncu kadehi içmezsin olur biter.
***
Mirkelamoğlu da “Rakınâme”sine nasıl başlar?
“İçmesini bilene
Zevk ü sefadır rakı.
İçmesini bilmeyene,
Cevr ü cefadır rakı.”
***
Bırakın onun kararını da içenler versin! Yaşamımıza müdahale etmeyin.
Hani yaşama müdahale yoktu!