Hasutluk üzerine...

HIRSIZA, vergi kaçırana, Hazine’yi soyanlara ses çıkarmaz, çıkaramazlar, ama namusuyla para kazananları ağızlarından düşürmezler:
“Vay be, adamın aldığı paraya bak!”
Peki, bakalım da, bu adam çalarak mı, çırparak mı, vergi kaçırarak mı bu parayı almış?
Yoksa alnının teriyle, aklıyla, mücadeleyle mi almış?
Susarlar, kem küm ederler...
*   *   *
BİR de küçümseme halleri var ki!
Canım ne yapmış ki?
Amerika’daki basketbolcumuz Hidayet Türkoğlu’nu dillerine doladılar:
“Canım ne yapıyor ki, topu çemberden geçiriyor!”
Sen de yap, sen de geçir!
“Canım, bir top, bir çember 53 milyon dolar eder mi?”
“Taş atıp kolu mu yoruluyor?”
Evet, taş değil top atıp kolu yoruluyor!
Peki, İddia, Spor Toto gibi kupon dolduranlar ne yapıyor?
Onların kaçı Hidayet’in harcadığı gücün, mücadelenin, başarının milyonda birini gösteriyor?
Kuponlardaki kolonlar tutarsa, onlar belki Hidayet’ten de çok para kazanırlar, o zaman ne diyecekler?
Bu para bizim hakkımız değil diye geri mi verecekler?
*   *   *
HİDAYET Türkoğlu’nun söylediklerine bakın, bir de kendi hasutluğunuza, hasetliğinize bakın...
“Kimseden gizleyip saklayamam, kazanmış olduğum paralar ortada. Ama ben ortaya koyduğum oyundan ve başarıdan dolayı böyle bir kontratı imzaladım. O yüzden paranın ikinci planda kalmasını istiyorum. Özellikle Türkiye’de bu konuyla ön planda olmak istemiyorum.”
İbret alın!
*   *   *
GEÇEN gün Ercan Güven yazdı; Hidayet’in, Amerika’ya giderken Efes Pilsen’den bonservisini almak için 1 milyon 250 bin dolar para bulması gerekiyordu. (14.07.2009-Milliyet)
Bulmuş ve gitmiş...
Nasıl bulmuş, merak etmez misiniz?
Bankadan kredi alarak...
Ya Hidayet bu krediyi ödeyemeseydi, Amerika’da başarılı olamasaydı.
Ercan Güven diyor ki:
“Beceremeseydi, ABD’de yirmi sene benzin istasyonunda çalışırdı.”
*   *   *
HİKÂYEYİ bilirsiniz...
Cehenneme bir tur düzenlemişler. Her milletin adı yazılı hücrelerin içinde bir kazan, kazanda kaynar zift. İçinde insanlar kaynıyor, bir zebani de elinde sopa, çıkmak isteyenlere vuruyormuş.
Bunlar o milletin günahlarıymış. Kaçmak istiyor, ama zebaniler bırakmıyormuş...
Lakin, Türklerin başında zebani yokmuş...
Niçin?
Çünkü zebaniye gerek yokmuş. Çıkmak isteyenleri, alttakiler aşağıya çekiyorlarmış...
Bu da kahrolası huylarımızdan biri...