Hükümet-Cumhuriyet kavgası

Uzun yıllar sesi sedası çıkmayan sevgili meslektaşımız Nuyan Yiğit’in anılar kitabı çıktı.
Kitabın adı: “Gazetecilikte Bir Ömür”
Hıfzı Topuz anılar için şöyle demiş:
“Tatlı bir burukluk ve hüzünlü bir özlemle okudum bu anıları. Anılarda adı geçenlerin çoğu aramızda değil.
Basın tarihinin karanlık sayfaları arasında yok olup gittiler. Birçoğunun adı bile kalmadı. Genç kuşaklar onların hiçbirini tanımıyor. Oysa onlar bir tarih yazdılar. Gazeteciliğin 50’li, 60’lı, 70’li yıllarındaki tarihini.”
***
Devir Demokrat Parti devridir.
Bizim de yaşadığımız devir.
Sadece Türk değil dünya basınında da taraflı, yandaş, abartılı, reddedici yazılar yayımlanırdı.
Nuyan Yiğit şöyle diyor:
“Hakaret içeriğini önlemek için böyle yazı yazanlara ‘yağdanlık’ deyimini hafızam beni yanıltmıyorsa ilk Hasan Pulur köşesinde yazdı. Yağdanlık deyiminin doğum yeri Milliyet’tir.”
***
Nuyan Yiğit o tarihlerde Cumhuriyet’in yazı işleri müdürüdür.
Garip bir yapısı vardır, gazetenin başyazarı Nadir Nadi Abalıoğlu Demokrat gazetesinden bağımsız milletvekilidir.
Gazete muhaliftir.
Kitabı okuyup anıların kimini tazeleyip, kimini hatırladıktan sonra...
***
Demokrat Parti 1957’de üçüncü defa seçimi kazandıktan sonra basının en ufak bir eleştirisine tahammül edemiyordu.
Açıkça taraf tutuluyor, gizli kapaklı.
Olan biteni de İstanbul’un ünlü başsavcısı Hicabi Dinç izliyordu.
Adeta “Cumhuriyet”i saf dışı tutmaya...
Kısacası “Cumhuriyet”i yok kabul ediyorlardı.
O gün İstanbul’da Menderes’in bir gezisi vardı.
Gazeteciler katılacaklardı, lakin Cumhuriyet’i yok kabul ediyorlardı.
Ertesi sabah bütün gazetelerde Başbakan’ın adı ve fotoğrafı vardı, Cumhuriyet dışında.
Öğleye doğru Hicabi Dinç olayı izleyen muhabir Kayhan Sağlamer’i ve Nuyan Yiğit’i çağırdı.
***
Şimdiki deyimle kapıdan girer girmez ilk fırçayı da çekti:
“Başbakan’ı yok saymak yeni bir oyununuz mu?”
Diğer gazeteleri Nuyan Yiğit’in önüne attı, “Hepsinde Başbakan’ın resmi var” dedi.
Kayhan cevap verdi:
“Ben Başbakan’ı görmedim, görmediğim bir şahsı da orada vardı diye yazamazdım.”
Hicabi Bey’in Nuyan Yiğit’e bakışı değişti:
“Bu sefer hata olarak kabul ediyorum!”
Hicabi Dinç el altından haber uçurdu.
“Vazgeçin!”
***
Nuyan Yiğit’in anılarının bazı bölümleri okura ilgi çekici gelmese de bugünle karşılaştırabilir.
Kıdemlimiz Hıfzı Topuz’un değerlendirdiği gibi.
İletişim fakültelerinde okuyan gençlere Nuyan’ın kitabını içtenlikle öneririm.
Anılar onlara masal gibi gelecek.
Ne masal ya, ne masal...
Kaç yılın masalı, hâlâ da sürüp giden.
Hamam aynı hamam, kurnalar aynı kurna, bir tellaklar değişmiş o kadar.
.....................................
Tarihçi Kitabevi