İddianame, savunma ve helal gıda...

SANIYORUZ ki, ya da sananlar var ki insanlar gece yatıyor, sabah kalkıyor “Ergenekon Davası”nı konuşuyor... Hele iddianameden çıkarılan haberlerin başlıklarını görenler, belki okumaktan da vazgeçiyorlar, tabii vazgeçen de var, geçmeyen de...
Zaten, bir toplumu tek bir gündeme bağlı kılmanın da mümkünü yok!
Üstelik tek taraflı haberlerle...
*    *    *
HABERLERİN kaynağı savcının iddianamesi...
Ya suçlananların savunması!
Onlar kendilerini mahkemede savunacak...
İddianameye bu kadar geniş ve ayrıntılı, hatta ölçüsüz yer veren medya, cevaplara da, savunmalara da aynı ölçüde yer verirse...
“Şüphen mi var?” diye sorar gibisiniz.
Bekleyelim, göreceğiz!
*    *    *
EVET, gündemde sadece “Ergenekon” değil, örneğin bir “helal gıda” teranesi var ki!
Özelikle “kaçak kesilen”, sağlık kurallarına uymayan etlere “helal” damgası vurup daha yüksek fiyatlarla satmanın “helal gıda” ile ne ilgisi olabilir?
Önce ortaya bir palavra atılır, “Hıristiyanların kestiği hayvanların etleri haramdır” denir, arkadan “İslami kurallara göre kesilmiş helal etler” satışa çıkarılır.
*    *    *
SON kitabıyla satış rekorları kıran Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk bakın ne diyor:
“Oysaki değil bir mezhebin fetvası, bütün mezheplerin ittifakıyla, Ehlikitap diye anılan Yahudi ve Hıristiyanların kestikleri etler, hiçbir kayıt ve şart aranmaksızın, helaldir, yenir. Yeter ki kesilen hayvan, eti yenen, helal bir hayvan olsun. Bu gerçek halktan saklanarak helal gıda veya İslami usulle kesimle, üçkâğıtçılara vurgun hazırlanmaktadır.” (x)
*    *    *
İŞTE “Allah ile Aldatmak” budur, Yaşar Nuri Öztürk bu gibi aldatmaları “Türkiye’yi kemiren ihanet” olarak değerlendirir. Bunlar halkı böyle “Allah ile aldatarak” soymaya devam ederler, halk da soyulmaya...
Bu “helal gıda” safsatasının değişik görüntüleri de vardır, mesela kutsal bir yerin ya da kavramının istismarı...
Adam hırdavatçıdır, dükkânında testere, çekiç, tornavida, keser gibi aletler satar, ama dükkânının vitrinine koca koca harflerle “Miraç Hırdavat” levhası asar.
*    *    *
BİR de “alkolsüz kolonya palavrası” vardır.
Önce kulağa, sonra cami avlularında fısıldanır, daha sonra da malum gazetelerde haber çıkar:
“Alkolsüz kolonya çıkacak.”
Birkaç gün sonra da ilanlar yayımlanır, işte “alkolsüz kolonya” çıkmıştır.
Büyük bir “yutturmaca” da budur.
İslam alkolü yasaklamıyor, alkolün içilmesini yasaklıyor. Alkol olduğu için, ilaç, temizleyici, deodoran, parfümün yasaklanması söz konusu değildir.
*    *    *
YA Allah adına dolandırılan gurbetçiler...
Milyarlar uçup gitti.
“Ergenekon” davasında önce tutuklanıp sonra tahliye edilen Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün şöyle diyordu:
“Holding şapkası giymiş dolandırıcılar, faizsiz kazanç temasıyla, dinsel referanslarını kullanarak 300 bin gurbetçiden finans soygunu yaptılar.”
*    *    *
HER seçimden önce, zengin partiler yoksul halka, yiyecek, içecek, yakacak yardımı yaparlar.
AKP ile bu konuda yarışacak parti yoktur.
Yaşar Nuri Öztürk buna “sadaka kültürü” der:
“Türkiye’de sosyal devleti çöküşün eşiğine getiren sebeplerin başında Allah ile aldatanların yarattığı sadaka kültürü ve bu kültürün yarattığı sömürü merhametçiliği gelmektedir. AKP iktidarı bu yıkıcı sebebin saltanat dönemini temsil etmektedir. Allah ile aldatanlar iane çadırlarında bir toplum özlemektedirler.”
*    *    *

“İANE çadırlarıyla yetinen bir toplum...”
AKP’nin oylarını bu çadırlardan topladığına kuşkunuz var mı?
Sosyal devlette çalışan hakkını alır, kazancını yer içer, Allah ile aldatanlar, onun karşısına iane çadırlarını çıkarırlar.
——————-
(x) Allah ile Aldatmak, Yeni Boyut Yayınları.