İki mektup

“Kanuni Sultan Süleyman”ın “muhteşemliği” ne Hürrem Sultan’dan gelmektedir, ne de padişahın “saray çapkınlığından”...
“Kanuni”yi araştıranlar onun bir mektubunu bulurlar, Fransa Kralı Fransua’ya yazılmış bir mektubunu. Fransa Kralı düşmanlarıyla savaşmış, kaybetmiş, yenilmiş hapse atılmıştır.
Kanuni, yardım isteyen Fransa Kralı’na cevap yazarken şöyle başlar:
“Ben ki,
Sultanlar sultanı, hakanlar hakanı hükümdarlara taç veren Allah’ın yeryüzündeki gölgesi, Akdeniz’in ve Karadeniz’in ve Rumeli’nin ve Anadolu’nun ve Karaman’ın ve Rum’un ve Dulkadir Vilayeti’nin ve Diyarbakır’ın ve Kürdistan ve Azerbaycan’ın Acem’in ve Şam’ın ve Halep’in ve Mısır’ın ve Mekke’nin ve Medine’nin ve Kudüs’ün ve bütün Arap diyarının ve Yemen’in ve daha nice memleketlerin ki, yüce atalarımızın ezici kuvvetleriyle fethettikleri ve benim dâhi ateş saçan zafer kılıcımla fetheylediğim nice diyarın sultanı ve padişahı Sultan Bayezid Hân’ın torunu, Sultan Selim Hân’ın oğlu, Sultan Süleyman Hân’ım.”
* * *
Kanuni, kendisini böyle tanıttıktan sonra sorar:
“Söyle ne istiyorsun?”
Fransa Kralı’na nasihat eder, adeta “gönlünü rahat tut!” der, yardıma koşacaktır:
“Padişahların mağlup olması ve hapsolması tuhaf değildir. Gönlünüzü hoş tutup, hatırınızı incitmeyiniz. Bizim ulu ecdadımız, daima düşmanı kovmak ve memleketler fethetmek için seferden geri kalmamıştır. Biz dahi onların yolundan yürüyüp, her zaman memleketler ve kuvvetli kaleler fetheyleyip gece gündüz atımız eğerlenmiş ve kılıcımız kuşanılmıştır. Allah hayırlar müyesser eyleyip meşiyyet ve iradatı neye müteallik olmuş ise vücuda gele. (Allah hayırlar versin ve iradesi neyse o olsun.) Bunun dışındaki vaziyet ve haberleri adamınızdan sorup öğrenesiniz. Böyle bilesiniz.”
* * *
Bu, tarihten bir mektuptur, bir de günümüzden bir mektup var.
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış‘ın, Avrupa Birliği’ne yazıp gönderdiği mektup.
Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne almamak için direnen Avrupalılara “Biz sizin istediğiniz reformları sizden önce yaptık” diyen, “Bu reformları siz istediğiniz için değil, halkımız için yaptık” diyen Egemen Bağış’ın mektubundan:
“Bugün Avrupa’da hükümetimizden daha reformist bir hükümet, reform hızı daha yüksek olan bir başka yönetim yoktur. Türkiye bugün AB ülkelerini de geride bırakan bir reform hızını hükümetimiz döneminde yakalamıştır ve bu reform kararlılığının izleri hazırladığımız İlerleme Raporu’nda fazlasıyla mevcuttur. AB ülkeleri krizle boğuşurken, ülkemiz tarihinin en demokratik, en müreffeh, en çağdaş ve en şeffaf dönemini yaşamaktadır.”
* * *
“Türkiye’nin kendi İlerleme Raporu’nu kendisinin hazırlayacak noktaya erişmesi tamamen ülkemizin özgüveninden kaynaklanmaktadır. Metin, Türkiye’nin özgüven belgesidir. Ülkemizin reform kararlılığını sorgulayanlara bu rapor her cümlesiyle, her sayfasıyla anlamlı bir cevaptır. Bu rapor Türkiye’nin Avrupa perspektifinin de Avrupa Birliği reform sürecindeki kararlılığının da mührüdür. Rapor, hem Avrupa Birliği değerlerini, hem de üyelik sürecimizi istismar eden çarpık zihniyetlere de Türkiye‘nin meydan okumasıdır.”
* * *
Nasıl?
Kanuni’ye benzer tavır, tarz ve üslup var mı?
Elbette olmayacak, aradan kaç devir geçmiş...
Ama yine de Avrupalıların ve yerli işbirlikçilerininki gibi el, ayak öper cinsten değil!
Karen Fogg’un “şekerler”i pek beğenmeseler de...
Oysa neler ummuşlardı.