İmralı gezileri...

Eee, ne oldu? Kabul günlerinde gelin çekiştiren kaynanalara döndük. Kaynana daha önce uyarmıştır ama:
“Dinleyen kim?”
Bazıları yıllarca “Terörle bir yere varılmaz!” ninnisiyle gaflet uykusundayken, biz “varılır, varılır bu gidişle varılır” derdik.
Ne oldu?
* * *
Başbakan Erdoğan İmralı’daki “Apo” için ne dedi.
“Biz görüşmeyiz ama görüştürürüz!”
Elbette, tek maddelik o kanun, kimin için çıkarıldı?
Başbakan adına görüşülsün, diye.
HHH
Biz o zaman ne diyorduk, “Bekleyin bekleyin, terörle nereye varılacağını görün!” diyorduk, sonra da bir senaryo uydurup “Apo”yu Ankara’ya getirip partisinin başına geçiriyorduk.
* * *
Tuttu mu?
Apo, Ankara’ya gelemedi ama, Ankara İmralı’ya gitti.
Daha ne olsun?
Bizim o senaryoyu yazdığımız günlerde “Apo” adını ağzına alanı içeri tıkıyorlardı ki, şimdi ise Başbakan adına İmralı’ya gidip görüşüyorlar.
Buna da şükür!
Ya Başbakan, T.C. vatandaşı “Apo” için İmralı’ya gitse ne olur?
Hiçbir şey!
* * *
“Kürt sorunu”nun temelinde “Kürde Kürt diyememek” vardır.
Adamın dili var, türküsü var, şarkısı var, üniversitede hocaları var. Sen hâlâ “dağ Türkleri” diye bir kavram uydurmaya çalışıyorsun, sonuç meydanda...
Bir yanlış, Kürt halkının çoğunluğunun “Apo’dan ayrı düşündüğünü” sanmak.
Bu da yeni hata!
Şerafettin Elçi’nin cenazesini gördünüz, Ankara’da al bayrağa sarılı, Cizre’de Kürt bayrağına...
Belki “onun da isteği buydu” diyebilirsiniz.
Öyle olsaydı, cenazeye katılan binlerce Kürt seçimde onun partisine oy verirdi.
Vermediğine göre...
* * *
Diş macunu tüpten çıkmış, tekrar içeri sokabilir misiniz?
Tüpten çıkan macunu sağa sola yayıp marifetlerinizi tekrarlamayın.
* * *
Televizyonda bir söyleşi, adam malum çevrelerin “aydın”ı, entelektüeli.
Televizyoncu soruyor:
“Çoluk çocuk sivil öldürüyorlar, sizinkilerde ses yok, lakin bir çatışmada ölseler, hemen aydın çevreler devlet şiddeti diye ayağa kalkıyor.”
“Aydın bey” lafı eveleyip geveliyor, kem küm!
Ne desin?
Bir şey dese “aydın” unvanını söküp alacaklar.