İnanmadan inanır görünmek...

İnanmadan inanır görünmek...



İÇİNDE bulunduğumuz hafta, gazetelerin spor sayfaları (futbol sayfaları demek daha doğru olacak) tribün terörüyle dolup taştı, herkes eleştiriyordu, hele başı yarılan, küçük kızın görüntüleri...
Aklı başında olan, aklını kaybetmemiş olan kimse, bu terörü savunamaz, savunmak değil, kılıf bile uydurmaya çalışamaz...
Öyle de oldu; yalnız bir eksikle...
* * *
GAZETELERDE ve televizyon programlarında kimse Trabzon'un teknik direktörü Samet Aybaba'dan söz etmedi; belki biz rastlamadık...
Hakem, Fenerbahçe maçında rakibine sert giren Trabzon sporlu yabancı bir oyuncuyu, kırmızı kartla sahadan attı. Oyuncu soyunma odasına giderken Samet Aybaba, onun üzerine yürüdü, bağırdı, tartakladı, "Niye kırmızı kart görüyorsun?" diye.
Bu görüntü, "Lig - TV" ekranlarına da yansıdı, tam bir şiddet gösterisiydi.
* * *
ELBETTE bir teknik direktörün, hatası yüzünden sahadan atılan oyuncusunu eleştirmek, azarlamak cezalandırmak hakkıydı, ama böyle değil!
Üstelik kendisi de hakem tarafından saha dışına gönderilmiş, "kırmızı kart" görmüşse...
* * *
İŞTE, bütün hafta, futbol terörü tartışıldı ama, kimse bu konuya ciddi bir biçimde değinmedi, ya da değindi de biz atladık.
Bir takımın teknik direktörü, oyuncusuna böyle davranırsa, terör nasıl önlenir, söyler misiniz?
İmam böyle yaparsa cemaat ne yapmaz!
Bu bir örnek, aslında toplumun önemli bir arızasıdır, inanmadan inanır görünmek...
Kimse şiddetten yana değil ama, eline fırsat geçen hemen şiddete başvuruyor.
* * *
EVET, inanmadığı şeylere inanır görünmek; demokrasiye, hukuka, yasalara, kurallara...
Bu da başka bir örnek.
Üniversiteler, öğretim üyesi alabilmeleri için Başbakanlık'tan kadro istenir. Yani, "Şu üniversitenin şu kadar öğretim üyesine ihtiyacı vardır" gibi. Bunu da YÖK yapar, ihtiyacın yerine getirilmesini ister, hükümet, Başbakanlık, Maliye Bakanlığı bu kadro isteğini kabul eder, ya da etmez.
Uygulama budur!
Kadro çıkarsa, jüriler kurulur, adayların bilimsel değerleri ortaya çıkar, rektör de atamayı yapar.
* * *
HAYIR, AKP iktidarında böyle şey olur mu?
Kimmiş bakalım bu kadroya atanacaklar, solcu mu sağcı mı, totocu mu, bizden mi, onlardan mı? Bilelim!
Başbakanlık sorar:
"Alacağınız öğretim üyeleri hakkında bilgi verin, değerlendirelim, ona göre karar veririz."
Bu ne demektir?
Bu şu demektir:
"Kimleri üniversiteye alacaksınız, görelim, kadroyu öyle verelim, ya da vermeyelim!"
Türker Alkan "Radikal"deki köşesinde "Türk üniversite tarihinde görülmemiş bir şey bu!" diyor.
Elbette görülmemiş olacak, adamlar bir taraftan değişir görünürken, bir taraftan da adım adım her şeyi değiştirecekler.
Yazık, onların değiştiğine inanmayanlara!
Ya da inananlara!
* * *
BÖYLE bir iktidarın hazırladığı YÖK tasarısına Üniversitelerarası Kurul'un "Kabul edilebilir!" diyeceğini ummuyordunuz herhalde!



DİĞER YENİ YAZILAR