‘Issız Adam’ı tanımak...

FİLMİN adını yanlış okumuş ya da “Yanlış yazmışlar!” diyebilirsiniz.
“Issız Adam” olur mu?
“Herhalde Issız Ada olmalı!” diyebilirsiniz, “Ya onlar (m) harfini koymayı unutmuş ya da ben (m) harfini atladım!”
Hayır, doğrusu bu, Çağan Irmak’ın son filminin adı bu...
Çağan Irmak denilince, akla gelen ilk film “Babam ve Oğlum” olmaz mı?
Bir Anadolu kasabasından büyük şehre, İstanbul’a gelenin hikâyesi...
* * *
ALPER (Cemal Hünel) bu defa Ege’den değil, güneyden, Tarsus’tan gelmiştir. İstanbul’da yeni moda “Cafe Restoran”lardan birinin sahibidir, çocukluğundan beri yemek pişirmeye meraklıdır, babası tarla satarak ona sermaye vermiş, işyerini açmıştır. İlginç yemekler yapmakta, Tünel’in arka sokaklarında, Asmalımescit’teki “mekân” her gece dolmaktadır.
* * *
“DÜKKÂN” ne kadar düzenliyse “Alper” o kadar düzensizdir, ilişkisi olduğu bir kadın, sevgilisi yoktur seks ihtiyacını evine çağırdığı ya da gittiği “fahişeler”le gidermektedir.
* * *
AMA bir gün kitapçıda rastladığı “Ada”yı (Melis Birkan) tanıyınca çarpılır, yasadışı hayatın yerine bu aşkı koymak ister.
Kolay mı?
Hele “Alper” gibiler için...
Ne istediklerini bilmeyen, bildiklerini sandıkları sırada da korkup kaçan.
* * *
“ADA”, genç ve güzel bir kadındır, günümüzde sinema, televizyon dünyasında çok rastladığımız, marifetli ve becerikli kızlardan biri... İki yıl kadar sinema, televizyon çevrelerinde çalışmış, dizilerde görünmüş, bu işlerin kendisine uygun olmadığını anlayınca vazgeçmiş, Asmalımescit’te çocuklara tören ve bayram elbiseleri yapan bir yer açmıştır.
* * *
İKİSİ de bir kitapçıda, daha doğrusu eski adıyla bir “sahafta” karşılaşırlar. “Alper” genç kadının aradığı kitabı bir başka sahafta bulur, ama “Ada” burun kıvırır, “Ben ikinci el kitap arıyorum!” diye. Kitabın ilk sahibinin satıraltı çizikleri, sayfa kenarı notları onu ilgilendirmektedir.
“Alper”‘in merakı da eski plaklardır, “45’lik”ler, “33’lük”ler, hele bir de Nil Burak olursa...
* * *
AŞK başlar ve sürer. Büyük şehrin aşkları artık böyledir, seks, ulaşılacak en son basamak değil, her an istedikçe, uygulanan bir kavramdır.
Para verip yattığı “fahişeler”le türlü fanteziler yapan “Alper” sevgilisi karşısında beceriksizdir.
* * *
VE bir gün noktayı koyar:
“Ben bırakıyorum!”
Niçin, neden?
“Alper” gibilere bunlar sorulmaz, ne istediğini ya da ne istemediğini bilenlerden değildir.
“Ada” bunun böyle olacağını başlarken bilmekte, fakat kendisine bile itiraf edememektedir.
* * *
SONUÇ, “Issız Adam” bir aşk hikâyesidir.
Alışılmış bir hikâye olsa da Çağan Irmak, alışılmışı ilk defa anlatıyormuş gibi, “esas oğlan” ve “esas kız”la filme kişiliğinin, kimliğinin damgasını vurmaktadır.
* * *
“ISSIZ Adam” reklamlarında şöyle bir cümle var:
“Sen dizime yattın, ben bir hikâye anlattım ve sen büyüdün.”
Bü cümlede ne demek istendiğini, ancak filmi seyrettikten sonra anlayabilirsiniz. “Adam”ın “ıssız”ı nasıl olurmuş, tanıyacaksınız...