Kadınlarımız ve Ortaylı hoca

Hani bir laf vardır, “rüyamda görsem inanmazdım!” diye...
Boş bir laf!
Rüyasında görse inanmıyormuş...
İşte görüntü ortada...
Helsinki’deki Avrupa Atletizm yarışmalarında, madalya üzerine madalya alıyorlar, üçü altın, gerisi gümüş...
Voleybolcular, basketbolcular, bazılarına göre hepsi “tam kapatılacak” çağda açık saçık...
Zaten kadınlarımızda, kızlarımızda mıymıntı erkeklere göre bir “dikiliş” var ki!
* * *
Bir kürtaj lafı ettiler, ettiklerine pişman oldular. “Bedenim benim, karışamazsınız!” diye ayaklandılar, bu arada sezaryeni önlemek isteyenlere de haksızlık ettiler, çünkü sezaryen ile kürtaj aynı şey değil.
Neyse, biz yazıya nereden girdik, nereden çıkacağız bakalım.
Korkumuz Avrupa Şampiyonası’ndaki kriz, basketbol ve voleyboldaki kızların, şimdiye kadar kimsenin hayal bile etmediği dereceleri ve kazandıkları...
Ve olimpiyatlar!
Londra’ya boyunlarındaki altınlarla gidecekler, bir ulusun makus talihidir o altın madalyalar.
O kızları, erkekleri, yeteri kadar değerlendirdik mi?
Bize göre hayır!
* * *
Evet, günlerdir dünya spor kamuoyu, Avrupa Futbol Şampiyonası’yla dolu...
Birinci baş haber futbol...
Lakin Türkiye’nin futbol kadar önemli bir olayı var, kadınların yükselişi...
Acaba bu başarı yeteri kadar önemsendi mi?
Yeni medya değerlendirdi mi?
Bir iki gazete dışında hangi gazetede ya da televizyon kanalı sporcuların başarısının hakkını vererek değerlendirdi?
Sanki bu çocuklar, boyunlarına madalya takmakla suç işlemişlerdi.
* * *
Diyeceksiniz ki, sen nelerle uğraşıyorsun?
Nelerle uğraşıyormuşuz?
Duymuşsunuzdur, “tarih alimi” Prof. Dr. İlber Ortaylı yaş haddinden emekli edildi, son görevi Topkapı Sarayı Başkanlığı’ydı...
Lakin ona sıradan bir memur gibi baktılar, tayini yapanların takdiri...
İlber Ortaylı’nın emekli olduğu günü bildiren haber tek sütundan bile küçük...
Üzülmez misiniz?