Kanun ne derse desin...

Yaşlı bir yargıç anlatmıştı... İlk atandığı Anadolu kasabasında “en çok rastlanılan” arazi anlaşmazlığı davasıydı. Keşfe giderler, dağ-bayır, kan ter içinde araziye varırlar. Avuç içi kadar bir tarladır, hakim terini silerken davacı köylüye sitem eder:
“Bizi buraya bir avuç yer için mi getirdin? Ben, zabıt katibi, mübaşir, şoför, aramızda para toplayıp sana verseydik, buraya gelmezdik.”
Köylü diklenir.
“Hakim bey, ben parasında değilim, hukuk peşindeyim!”
Köylünün o tepkisi, evrensel hukuk anlayışını hatırlatır.
“Hak, hukuk peşinde olmak.”
Hakim sesini çıkarmaz, keşif yapılır, zabıt tutulur, karar ileride verilecektir.
*
Demek ki, hak, hukuk arayan yalnız köylü değildir, savcılar da, hakimler de hak, hukuk gözeteceklerdir.
Hak, hukuk gözetmek, kanun hükümlerine uymaktır.
Acaba?
*
Geçenlerde Ergenekon davasında, mahkeme savunma tanıklarının dinlenilmesini kabul etmedi, reddetti.
Tanıklıkları reddedilenler arasında, Genelkurmay eski başkanı emekli Orgeneral Işık Koşaner, Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Metin Ataç, Orgeneral Aydoğan Babaoğlu, Orgeneral Atilla Işık vardı.
*
Böyle bir şey olabilir mi, hakim savunma tanıklarını dinlemeye zorlanabilir mi?
Evet, olabilir, hakim, “mahkemeyi uzatmak istiyorlar!” diye tanık dinlenmesini reddedebilir.
Fakat, tanık olarak gösterilenler bizzat duruşmaya gelmişlerse, bu defa, mahkeme, onları dinlemek zorundadır.
Olur mu öyle şey?
Olur, çünkü kanun öyle yazıyor...
CMK’nın 178. maddesi:
“Mahkeme başkanı veya hakim, sanığın veya katılanın gösterdiği tanık veya uzman kişinin çağrılması hakkındaki dilekçeyi reddettiğinde, sanık veya katılan, o kişileri mahkemeye getirebilir. Bu kişiler duruşmada dinlenir.”
Yukarıda isimlerini sıraladığımız hemen hepsi emekli olanlar, duruşmaya, tanıklık yapmak için geldiler ve mahkeme onları dinlemeyi reddetti. Teröristin gizli tanıklığı kabul edilmişken...
*
Kanun bu kadar açık iken nasıl oluyor?
Bunun cevabını Danıştay Başkanı Hüseyin Karakullukçu, ret kararının mürekkebi kurumadan verdi:
“Şu memlekette baktığımız zaman, affınıza sığınarak görüyoruz ki polisler savcı olmuş, bilirkişi hakim olmuş, mübaşir yazı işleri müdürü! Böyle bir şey olamaz.”
Oluyor sayın Danıştay Başkanımız, oluyor.
Olduğu için de, böyle oluyor.