Kelimelerin yetersiz kaldığı bir yazı...

Kelimelerin yetersiz kaldığı bir yazı...



ASKERLİKTE iyi bir kural vardır, şikâyetler 24 saat sonra yapılır, yani bir ast, üstünü şikâyet edecekse aradan bir gün geçmesini bekler, hiddete kapılmasın, duygularına kapılmasın, yanlış bir iş yapmasın, diye...
Bazen bu kuralı, yazı yazarken de uygulamakta fayda var, bir olayı öğreniyorsun, eğer duygularına kapılıp hemen kaleme kağıda, sarılırsan hata yapmış olabilirsin, en azından üslubun, kullandığın kelimeler başını derde de sokabilir, sana yakışmayabilir de...
* * *
İKİ bacağını da, Güneydoğu'da kaybeden Jandarma Çavuşu Kazım Daşbaş'ın başına gelenleri okudunuz, insanın kanı donuyor.
Gazi Çavuş'un iki bacağı yok, Jandarma Genel Komutanlığı Gazi Çavuş'a toplam 35 milyar lira ödüyor, Gazi Çavuş İçişleri Bakanlığı'ndan da tazminat istiyor, 57 milyar tazminat alıyor.
Şöyle bir kaba hesap, her iki ayak için, 90 milyar lira tazminat!
* * *
İÇİŞLERİ Bakanlığı, tazminat aleyhine dava açıyor, mahkeme de tazminatı "sebepsiz zenginleşme" gerekçesiyle iptal ediyor.
Mahkemenin kararı üzerine Gazi Çavuş'un annesi feryat ediyor:
"Parayı aldınız, oğlumun ayaklarını da geri verin!"
Hiç kimse, bahane üretmeye kalkmasın, yasalar, yönetmelikler arkasına sığınarak ayıbını saklamasın...
İki bacak gitmiş, hâlâ "sebepsiz zenginleşme" diyorlar.
* * *
KİM ki, tazminatın "Gazi" den geri alınmasını istemişse, "manevi suçlu"dur.
Bu çavuş, iki ayağını, Bağdat Caddesi'nde "patinaj" çekip arabasını devirerek mi kaybetmiştir, ya da sarhoş olup duvara çarparak mı?
Ayıptır, günahtır!
Sayın Başbakan ve de İçişleri Bakanı siz ne dersiniz?
Diyeceksiniz ki, İçişleri Bakanlığı Maliye'ye yazı yazmış tazminattan vazgeçmiş.
Bekleyelim, göreceğiz biz bu devletin 70 küsur yıllık vatandaşıyız.
* * *
ÖMER Seyfettin'in "Diyet" hikâyesini bilir misiniz?
İftiraya uğrayan "Koca Ali"yi "Hacı Mehmet" adında bir kasap kurtarır, mahkeme şehrin en yaman kılıç ustası, demirci "Koca Ali"nin kolunu kesmeye karar vermiştir, "Hacı Mehmet" diyetini öder, kolunu kurtarır.
Sonra da "Koca Ali"yi dükkânında köle gibi kullanır ve her lafın başında bunu yüzüne vurur:
"Ben olmasam, diyetini vermesem, kolun gitmişti!"
"Koca Ali" bir gün kolunu, et kütüğünün üzerine koyar, keskin satırı alır, kolunun üzerine olanca gücüyle indirir, kopan kolunu "Hacı Mehmet"in önüne atar:
"Al bakalım diyetini!"
* * *
YA Jandarma Çavuş Kazım Daşbaş, ne yapsın, neresini kesip diyet diye atsın?..
Vatanseverliğinin diyetini iki bacağıyla ödemiş, daha ne istiyorsunuz?
Attila İlhan, içimizde yüzde 10 hain kontenjanı olduğunu söyler.
Onların diyetini kim ödüyor?
Şehitler, gaziler, vatanseverler!
Şair "kelimeler yetersiz" demiş...
Bu yazı da böyle biter.