Keşke sağ olsaydı da biz de sorsaydık 'Hangi Ecevit?..' diye

Olaylar ve insanlar "Türbanı serbest bırakmak için" Anayasa'nın üç maddesinin değiştirilmek istendiği bugünlerde, Ecevit'in gizli arşivi tam denk gelmişti; denklik her zaman uygunluk anlamına gelmez ki!* * *ECEVİT, 12 Eylül'den sonra yayımlattığı, desteklediği "Arayış" dergisinde "başörtüsü"nü savunuyordu.Kime karşı?Askerlere, askeri yönetime karşı...27 Aralık 1981 tarihli, "Arayış"a gönderdiği mektubunda, "Arayış hâlâ elime geçmediği için, son sayısında, bu konuya değinildi mi bilmiyorum, değinilmediyse, hiç değinilmesin" diyordu.* * *NİÇİN?Ecevit şöyle diyordu:"Başörtüsüyle uğraşmanın gereksiz olduğuna inanıyorum. Gardırop Atatürkçülüğünün tipik bir örneği... Zaten ondan da dönüş yapacaklardır.Olsa olsa Atatürkçülüğün başörtü yasaklanarak kanıtlanamayacağı belirtilebilir.Atatürk'ün irticaa karşın da büyük güvence olan partisi kapatılmış, vasiyeti çiğnenmiş, yeni bir ulusal kültür oluşumuna katkı için kurduğu kurumlar ortadan kaldırılıyor. Atatürk'ün her türlü dogmacılıktan uzak, bilimci yaklaşımı bırakılıyor; tüm bunların günahı başörtüsü yasaklamakla örtülemez.Kaldı ki bazılarının farkında olmadığı bir gerçek var: Atatürk kadınların kılığına kıyafetine hiç karışmamıştır. O konuda hiç yasa çıkarmamış, herhangi bir zorlamaya da gitmemiştir. Özendirme yoluyla ve zamana, gelişmeye bırakarak bu sorunun çözümünü daha uygun bulmuştur. Bu da sanırım Atatürk'ün kadınlara karışmayı Türk gelenekleri açısından uygun görmemiş olmasındandır."* * *DEMEK, Ecevit bugün yaşasaydı, "türban" tartışmasında Tayyip Erdoğan'ın yanında yer alır, MHP ile birlikte DSP de AKP'yi desteklerdi.Öyle mi?Öyle görünüyorsa da öyle değil...Belleğimizi biraz kurcalarsak, bakın hangi sahne karşımıza çıkar?* * *1999 yılının 2 Mayıs günü... O gün Millet Meclisi'nde yemin töreni vardır, milletvekilleri "laik cumhuriyete sadık kalacaklarına namus ve şerefleri üzerine" ant içeceklerdir.Oturum açılır, Meclis'e en kıdemli milletvekilli Ali Rıza Septioğlu başkanlık etmektedir. Milletvekili sıralarında "türbanlı" bir kadın vardır; Refah Partisi milletvekili Merve Kavakçı, yanında da hemcinsi bir başka milletvekili, adeta menajeri gibidir. Milletvekilleriyle sırayla yemin ederler, divan kâtibi "Merve Kavakçı" der demez, DSP milletvekilleri yerlerinden fırlarlar, Milli Savunma Bakanı Prof. Hikmet Sami Türk, başkanlık kürsüsünün önüne gelip "Usul hakkında söz istiyorum" derken, Başbakan Ecevit kürsünün önüne koşar ve başkana bağırır:"Bu hanımefendiye haddini bildirin, burası devlete meydan okunacak yer değildir."DSP'li kadın milletvekilleri de kürsünün çevresini sararlar, türbanlı Merve Kavakçı olduğu yerde kalır, kürsüye gelemez.1981'de "Başörtüsüyle uğraşmanın gereksiz olduğuna inanan" Ecevit, 1999'da "türbanlı" milletvekilinin Meclis'te yemin etmesini önler.Keşke Ecevit, sağ olsaydı da, kendisine "Hangi Ecevit?" diye sorsaydık.Şimdi, bu sorunun cevabını onu sevenler, peşine takılanlar, oy atanlar, versin.Yani bizler...Orası, devlete meydan okunacak yer değilmiş...Devlete nasıl meydan okunduğunu şimdi görün... h.pulur@milliyet.com.tr GÜNLERDİR MİLLİYET'te "Ecevit'in Gizli Arşivi" yayımlanıyor. Can Dündar ile Rıdvan Akar'ın hazırladığı bu dizinin geçtiğimiz perşembe günü yayımlanan bölümünde Ecevit'in "başörtüsü" veya "türban"la ilgili görüşleri vardı, ne tesadüf!