Kişilik haklarına saldırı...

SIK sık gazetelerde hukuki bir kavram geçer:    “Mesleki şeref ve haysiyetin ihlali”
Nedir bu?
Prof. Dr. Safa Reisoğlu, küçük bir kitapçık yayımladı. (x)
Bu sorunun cevabı şu:
“Bir kimsenin, toplumun çeşitli alanlarındaki değer yargılarına aykırı bir suçlamayla küçük düşürülmesidir.”
Mesela, bir kişiye “deli, ruh hastası, yalancı, aptal, alkolik” gibi deyimler kullanarak hakaret etmek.
Bir kişiyi ahlak dışı cinsel ilişkiyle suçlamak, bir kimseyi rüşvet almak, hırsızlık, vatana ihanet, hayali ihracat, casusluk, sahte belge düzenlemek, uyuşturucu madde veya kadın ticareti yapmakla suçlamak.
Bir kimseyi toplumun hoşgörüyle karşılamadığı görüş ve eylemlerle itham etmek, bölücülük yaptığını, şiddet hareketlerine katıldığını, bu yöndeki örgütlerde yer aldığını, dinsiz olduğunu, komünist veya faşist ideolojiyi benimsediğini iddia etmek.
Bir kimsenin ekonomik itibarını sarsacak nitelikte iddialar ileri sürmek, iflas durumunda olduğunu, kişileri dolandırdığını, karşılıksız çek verdiğini yazmak veya görsel basında söylemek...
Evet, bunlar kişilik haklarına, şahısların kişisel veya mesleki şeref ve haysiyetline saldırı niteliğindedir.
* * *
PROF. Reisoğlu, “Bu örnekler genel belirlemelerdir” der:
“İleri sürülen iddianın kişilik haklarına saldırı olarak değerlendirilmemesi de mümkündür.”
Nasıl?
“İlgili şahıs, suçlandığı cinsel yaklaşımı, ideoloji veya eylemi açıkça kabulleniyorsa, kendisinin komünist veya faşist bir ideolojiyi benimsediğini ifade ediyorsa, veya Tanrı tanımadığını, ateist olduğunu açıkça dile getiriyorsa, bu konudaki iddialar kişilik haklarına saldırı olarak değerlendirilmez.”
* * *
BİR dakika müsaade...
Türkiye’de “komünist” olmak artık suç değil, kurulmuş ve seçime giren “Komünist Partisi” olduğuna göre, bir kişiye “komünist” demek niçin “kişilik haklarına saldırı” olsun?
Herhalde bir izahı olmalı...
* * *
İSİM verilmeden kişilik haklarına saldırı olur mu?
Evet, olur.
“Bir kimsenin kişisel veya mesleki şeref ve haysiyetine saldırıda bulunulduğundan söz edebilmek için, o kişinin ismen zikredilmesi de gerekmez. Yapılan yayının belli bir kişiye yönelik olduğu anlaşılabiliyorsa, o kimsenin kişilik haklarına saldırı da bilinilmiş demektir. Örneğin, bir gazetede, Yargıtay ceza dairelerinden birinin verdiği karar ilişkin olarak, kararın yayın tarihi ve kararı veren daire belirtilmek suretiyle demokrasi bir darbe daha yedi- siyasi davaya hukuki kılıf giydirildi- dosya daireye gelmeden karar verildi şeklindeki ifadelerle yapılan eleştiri üzerine, dairenin -kararda imzası bulunan- başkanı tarafından, kişilik haklarına saldırı nedenine dayanılarak açılan manevi tazminat davasında, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu -isim zikredilmemiş olmasına rağmen- yayında yer alan ifadelerin Yargıtay .... Dairesi başkan ve üyelerine yönelik olduğu kuşkuya yer bırakmayacak bir şekilde anlaşılmaktadır, gerekçesiyle manevi tazminat isteğinin yerinde olduğuna karar vermiştir.”
* * *
ÇOK tartışılan ve konuşulan bir kavram da “özel hayat”tır.
Onu da bir fırsatta anlatmaya çalışacağız.
—————-
(x) Beta Yayınları.

DİĞER YENİ YAZILAR