Kitap, tehlikeli silah...

ÇALIŞMA odamızda, duvarda, büyükçe, çerçeveli bir fotoğraf asılıdır; güleç, güler yüzlü bir dede, yanında dört beş yaşında sevimli bir çocuk...
Güleç yüzlü dede Rıfat Ilgaz’dır, çocuk da herhalde torunu, muhtemelen Aydın Ilgaz’ın oğlu...
Torun dedesine şöyle der:
“Ben okurken kitaplar yasak olmasın.”
Altında da Rıfat Ilgaz’ın, “Rıfat Abi”nin bize karaladığı birkaç satır:
“Dost Hasan Pulur’a,
SINIF’ımızdan değerli bir dosta...
En içten sevgilerle, güvençli ve güzel günlere...
8 Şubat 1993”
* * *
“RIFAT Abi” öldü gitti, torunu herhalde yirmi yaşına geldi, kitaplar hâlâ yasak...
Rıfat Ilgaz, bize yazdığı ithafta SINIF kelimesini niye büyük harflerle yazmıştır bilir misiniz?
Çünkü “SINIF” onun şiir kitabının adıdır, 1944’te yayımlanmış, toplatılmış, Rıfat Ilgaz hapse mahkûm olmuştur. Mahkûmiyetin gerekçelerinden biri de, kitabın kapağının kırmızı oluşudur. Hem “SINIF” diyeceksin, hem kapağını kırmızı boyayacaksın, seni gidi “gomonist” seni!
* * *
BU devlet oldum olası kitaplardan hoşlanmaz, ha tek parti, ha çok parti, ha Avrupa kapısında, ha reform yolunda fark etmez, kitap, potansiyel suçludur, hani doğuştan katil olanlar vardır ya, onun gibi... “12 Mart”ta korkudan denize atılan kitaplar Marmara’da yüzerken, bazı kitaplar da fırınlarda yakılıyordu.
* * *
MİLLİYET kitap ekinde Semiha Şentürk’ün önemli bir araştırması var, son bir yılda 62 kitap hakkında dava açılmış, 25 mahkûmiyet kararı çıkmış...
Mizah kitaplarına bile tahammülleri yok!
Ne demek mizah kitabı?
Milli Eğitim Bakanlığı 16 Ekim 1975’te valiliklere gönderdiği genelgede şöyle der:
“Bazı okulların sınıf ve okul kitaplıklarında mizah edebiyatı adı altında veya memleket gerçeklerini aksettirdiği iddiasıyla yayımlanan, fakat gerçekte milli terbiyemize aykırı, ahlak, aile hatta cemiyet değerlerimizi yıkmaya matuf bilindiği müşahede edilmiştir. Bu kitapların, gayeleri kurulu düzeni yıkmak olan yazarlara ait oluşu bakanlığın gözünden kaçmamıştır.”
Hiç kaçar mı, zehir hafiyedir bunlar...
Düzen zaptiyeleri...
Hele biri bu düzeni yıkmaya kalkışsın...
* * *
YAZIYA, meslektaşımız Nedim Şener hakkında açılan davadan söz ederek başlayacaktık, nereden nereye geldik...
Nedim Şener de kitap sanığı, Hrant Dink cinayetindeki ihmalleri resmi belgelerde bulup, toplayıp, kitap yapmaktan sanık...
Katile 20 yıl, Nedim Şener’e 28 yıl hapis isteniyormuş...
Allah itibardan düşürmesin, bir gazeteciye, katilden az ceza vermek devletimize yakışır mı?!!!
Duruşmadan sonra Nedim Şener’le konuştuk, mahkemenin havası nasıldı, diye...
İyiymiş ama “Hepimiz Hrantız, diyenler pek yoktu!” dedi...
——————————
DÜZELTME: Çarşamba günkü yazımızda soyadı yanlışlığı olmuştur. Aytunç Altındağ değil, Aytunç Altındal’dır. Özür diler, düzeltiriz.