Kızların sporu...

***GEÇEN hafta, kokuşmuş toplumun, insanın burnunun direğini sızlatan bir konusu, tıpkı saman alevi gibi parladı...Halterci kızlar!Antrenör tacizi, iftira, hakaret, sapıklık, sevicilik, kıskançlık, insanı ne kadar aşağılayacak sıfat varsa, hem televizyon ekranlarında hem de gazete sütunlarında döküldü, saçıldı...Ne şaşırdık, ne hayret ettik!Eti kokmasın diye tuzlarlar, ya tuz kokarsa ne yapacağız?Toplumun seviyesi bu...Saman alevi parladı, bitti. Bundan sonra ne olur?***ŞİMDİYE kadar ne olmuşsa, o olur.Sütunların arasına sıkışmış ufak bir haber vardı.Suçlanan antrenör hakkında, daha önce böyle taciz iddialarıyla soruşturma açılmış, ufak bir disiplin cezasıyla geçiştirilmiş..."Şimdiye kadar ne olmuşsa, bundan sonra da o olur!" dememiz bundan...***BİR olay saman alevi gibi parlayıp sönerse, üzerinde düşünmek imkanı da azalıyor.Bereket versin, düşünen okurlar var...Bunlardan biri önce telefonla aradı, sonra mektup yazdı..."Olanlar benim kızıma oldu!" diye başladı:"Spora çok meraklı, mutlaka spor yapmak istiyor, ama henüz ne yapacağını seçmiş değil. Olimpiyatta halter müsabakasını seyrederken, bir kızımızın şampiyon oluşu onu çok heyecanlandırdı. Biz onun halterci olmasını istemiyorduk, belki zamanla vazgeçer, diyorduk. Halterin ağır spor olduğunu, onun vücudunu bozacağını, adaleli yapacağını, filan anlatmaya çalışıyorduk.Belki ikna edecektik!Rezalet patlayınca, kesin kararımı söyledim:- Halteri unut!Ne demek istediğimizi anladı, Aziz Nesinin dediği gibi şimdi ki çocuklar harika!***ÖNCE sesini çıkarmadı, ertesi gün sordu:- Peki ben hangi sporu yapayım? Atletizm mi, voleybol mu, basketbol mu, tenis mi, yüzme mi?Ağzımdan hangisi olursa olsun, lafını kaçırınca güldü:- Ama baba, onların hocaları da, antrenörleri de erkek!Buyurun bakalım, biz işin bu tarafını düşünmemiştik, bu sporların erkek hocalarını tenzih ederim ama, sanırım bundan sonra birçok kız babası, çocuğunu spora gönderirken bunu da düşünecektir.***DİYECEKSİNİZ, halter rezaletinden başka böyle bir şey duydunuz mu?"Evet, duyduk, şimdi kızacaklar ama, Süreyya Ayhan da evli hocasıyla birlikte olmadı mı? Evli bir adamın, ona teslim edilen genç kızla aşk yaşaması, bu toplumun değer ölçülerine sığar mı?Evet, sonunda evlendiler ama, kafalarda bir soru bıraktılar. Kız çocuklarını, spor için erkek hocalara teslim eden aileler bunu akıllarından hiç çıkarmazlar ya da bir bölümünü hiç çıkaramaz."***ARAYA girdik:"Etmeyin, eylemeyin, piyano hocası da vardır, keman hocası da, onlardan, öğrencilerine aşık olanlar, evlenenler yok mu?"***BİZİM de o yaşlarda bir kızımız olsaydı, içimize bir kurt düşer miydi, düşmez miydi?Karar vermek zor, ama yine de biz babayı iknaya çalıştık:"Bu kadar spor dalı var, bunca kız çocuk spor yapıyor, hocaların çoğu erkek, böyle kaç örnek var?.."Bize haksızsın, diyemedi ama "Ateş düştüğü yeri yakar!" diye lafını bağladı...Eğer bu olaylardan sonra, spor yapan ya da yapacak olan kızların sayısında düşme olursa, vebali kimindir? h.pulur@milliyet.com.tr DİKKAT etmişseniz, yazılı ve görüntülü basında, sorunlar birdenbire saman alevi gibi parlıyor, herkes "Yanıyoruz" diye ayağa fırlıyor, sonra tıssss, saman alevinin ömrü ne kadar olur ki!