"Kural"lar dövülürken...

"Kural"lar dövülürken...

Hasan PULUR

HUKUK, gün gelir, herkesin işine yarar, diye bir deyim vardır.
Kurallar da öyle, gün gelir, herkesin işine yarar, ama bazıları kuralların uygulanmasından şikayetçidirler...
Neden?
Çünkü o gün, kuralın uygulanması onun işine gelmemiştir de ondan...
Oysa bir gün gelecek, o kural onun da işine yarayacaktır.
* * *
VAN'daki, futbol arbedesini, televizyonda izlerken, aklımıza bunlar geldi...
Sahanın içinde ne idüğü belirsiz bir sürü adam vardı, bunlardan biri koşup geldi, Şenol Güneş gibi, dürüst, mert, efendi bir futbol adamını yumrukladı, Antalyalı futbolcular da saldırganı tekme, tokat, yumruk kovaladılar.
Sahanın içinde, kimin ne yaptığı, kimin nereye bastığı, saldırdığı belli değildi...
* * *
İŞTE bunları seyrederken, aklımıza kurallar ve Erman Toroğlu geldi. Erman Toroğlu hakemken, sahanın kenarında, görevlilerden başka kim varsa dışarı çıkartmadan maçı başlatmazdı, maçın 10, 15 dakika geç başlaması pahasına ısrar ederdi. Hatta, kırmızı kartla oyun dışı kalan futbolcuyu bile soyunma odasına göndermeden maçı devam ettirmezdi. Onun bu davranışına kızanlar "ukala" derlerdi, "gayretkeş" derlerdi, "show yapıyor" derlerdi...
Ama o bildiğini okur ve tek cümleyle karşılık verirdi:
"Kuralı uyguluyorum!"
Toroğlu'nun ne kadar haklı olduğunu acaba şimdi anladık mı?
* * *
KURALLAR, ihtiyaçtan doğar...
Ya yeni kurallar konulup, düzensizlik önlenir, sakıncalar giderilir, ya da toplumun gelişmesine ayak uyduramayan geride kalan kurallar, yeni şartlara göre değiştirilir.
Bir şehrin valisinin, o şehrin futbol takımının başkanı oluşu kurallara aykırı değildir; lakin, Van'daki son örnek, bu durumun kurala aykırı olmasa, hatta bu konuda kural olmasa bile, sakıncalı olduğunu ortaya koydu.
Vali, hem devletin temsilcisi, hem de Van kulubünün başkanı...
Valinin iki şapkası var, ama ikinci şapkası, yani kulüp başkanlığı, birinci şapkasını etkiliyor, Van kulübünü savunurken, devletin, diğer kulüpleri koruması gerektiğini de unutmak zorunda kalıyor.
O halde yapılacak olan nedir?
İhtiyaç yeni bir kuralı gerektirmektedir; o da "Valiler, kulüp başkanı olamaz" kuralını getirmek...
* * *
KURAL koymak da, tek başına yeterli değildir.
Kural koyacaksın, uygulatacaksın, uygulatmak isteyenin de yanında olacaksın, onu savunacaksın...
Bu sadece devletin değil, vatandaşın da, bugünlerde pek moda olan sivil toplum Örgütlerinin de görevi...
* * *
PROF. Orhan Kural hem bilim adamı, hem de kural adamı, maden profesörü ve çevreci...
Ali Sirmen'in deyimiyle, bir başka özelliği de sürekli dayak yemesi!
İki yıl önce Etiler'de bir lokantada 250 bin lira fazla hesap geldiği için, kural gereği itiraz etmiş ve dayak yemişti. Şimdi de takside içtikleri bira şişelerini sokağa attıkları için uyardığı, şehir eşkıyası tarafından dayak yiyor, parmağını bıçakla koparıyorlar...
Evet, bunlar kural yüzünden başına geliyor...
* * *
İNSANLARIN kendilerine atılan kazığa itiraz etmeleri de bir kuraldır, takside bira içip, şişeleri sokağa atanları, çevreyi kirletenleri uyarmak da bir kuraldır...
Peki, bu kuralları uygulatmak isterken başına bunlar gelen Orhan Kural'ı korumak, sahip çıkmak, devletin de, sivil toplum örgütlerinin de kuralı değil midir?
Haydi devletten vazgeçtiniz, her çorbaya maydanoz, sivil örgütler ne güne duruyor?
Hiçbir şey yapamazlarsa, Orhan Kural'ın dövüldüğü lokantanın önünde ellerinde "Bu lokantada yediği kazığa itiraz eden adamı dövüyorlar!" yazılı bir pankartla nöbet tutamazlar mıydı?
* * *
EVET, kural gün gelir herkesin işine yarar...
Ama memleket, Kural'a saldıranların elinde, kuralları dövüyorlar.
Prof. Orhan Kural'ın soyadına dikkat etmediniz mi?



Yazara EmailH.Pulur@milliyet.com.tr