Londra’daki kız

Bizim okurlar, bazen sipahilere benzerler, züğürtleyince eski defterleri karıştırır derler ya!
Bizim okur da aklına gelince eski bir yazıyı hatırlar.
Geçen gün yolda çevirdi, biraz sohbet, hatır sorma, sonra bizi çok mutlu eden bir giriş:
“Eski yazılarınızı hep saklarım, evden eve taşınırken bir bölümü kayboldu... Hâlâ unutamadığım yazılarınız vardır... Mesela Londra’daki kız!
Birden toparlayamadık, o hatırlattı, sonra da ev ödevi verdi:
“Şunu bir daha yazsanıza!”
Yazalım da neredeyse kırk yıllık yazı...
Madem velinimet okurumuz istedi, yazmamak olur mu?
* * *
Kız Londra’ya okumaya gitmiş, uzun süre mektup gelmemiş, o gün mektup gelince, baba aileyi toplamış, mektubu okumaya başlamış hele “Özel hayatımda büyük değişiklik oldu” cümlesinden sonra:
“Bizim üniversitede okuyan Hintli bir çocukla tanıştım, kısa zamanda evlenmeye karar verdik.”
Herkes pürdikkat mektubu dinliyor:
“Fakat evlenmeden önce hamile kaldım!”
* * *
Babanın yüzü kıpkırmızı, anne fenalık geçirmekte, anneanne oflayıp puflamakta, erkek kardeş cin gibi kulağını kabartmış dinlemekte...
“Yakında anne olacağım, sevindiğinizi tahmin ederim, lakin üzücü durum var, herhalde hoş karşılamayacaksınız, kocam beni esrara alıştırdı!”
Sessizlik, annenin hıçkırıkları...
Mektup devam eder:
“Esrar sanıldığı gibi kötü bir şey değil! Kocamla güneşli havalarda esrar içip parklarda yatıyoruz. Para durumumuz da kötü ama çalarak idare ediyoruz.”
Aile perişandır, hele lafın içine esrar girince...
* * *
Kız mektubun son bölümünü, yakında Afganistan’a gidip, iyi kalite esrar alacaklarını, doğumu yolda yapacağını, ondan sonra İstanbul’a gelip, Sultanahmet’te kalacaklarını yazarak bitirir. Üstelik ailelerinden bir iki kilo esrar istemektedir.
Baba mektubu fırlatıp atar. Annesi fenalık geçirmekte, anneanne ellerini açıp torunu için dua etmektedir.
* * *
Mektubu sessiz sakin dinleyen erkek kardeş kalkar, yerdeki mektubu alır, babasına uzatır:
“Baba, ablam, sayfayı çevirin demiş. Çevir sayfayı, oku bakalım!”
Baba mektubun arka sayfasını okur:
“Bütün bunlar yalan, ben sınıfta kaldım!”
Evin halini düşünebilir misiniz?
Bizim okurumuz böyledir işte...
Bizi hiç yalnız bırakmaz.
Hele böyle günlerde...