Magazin haberleri habercileri...

BU gidişin bir gün patlayacağını biliyorduk, “magazin gazeteciliği” bar kapısında nöbet tutup, onu bunu aşna fişnasıyla yakalamak değildir. Ama, telefon edip “filan saatte kapıya gel, bizi birlikte çek” diyenler olduğunu da biliyorduk.
Sinema oyuncusu Timuçin Esen’in, arkadan Uğur Yücel’in başına gelenler, son damla oldu, bardak taştı...
Timuçin Esen, bir barda içmiş, sarhoş olmuş, size ne?
İçmişse, sarhoş olmuşsa, kendisinden başka kim sorumludur?
Ya Uğur Yücel’in başına gelenler...
O da içmiş, çakırkeyif çıkmış, yolda karşısına elinde mikrofon, arkasında kamera biri çıkıyor, abuk sabuk sorular, Uğur Yücel’in ayağı takılıyor düşüyor, ah diye inliyor, telefonu bir tarafa yuvarlanıyor.
İyilik meleği(!) güya yardıma koşuyor, herhalde kameramana da “çek çek” diye talimat veriyor, bunu da ertesi gün televizyonda yayımlıyor “flaş, flaş, birazdan” diyerek...
* * *
YAZIYA bunun böyle olacağını biliyorduk, diye girdik.
“Biliyordun da niye yazmadın?” diyeceksiniz.
Bunun bir başka görüntüsünü yazmıştık da nasıl saldırmışlardı...
Biz ne demiştik? Müjde Ar’dan Fatma Girik’ten, Hülya Koçyiğit’ten özür dilemiştik.
Çünkü “Kadın sinema oyuncularının yolu, yönetmenin yatak odasından geçer” diyen anonim bir iftiraya onları da kattıkları için.
Topyekün saldırdılar, üstelik biz “bazıları”nı diyerek ayrım da yapmıştık.
Böyle saldırdılar, diye korktuk mu?
Güzel bir deyim vardır:
“Çirkefe taş atma bulaşır!”
Aradan bir hayli zaman geçti, hele biri vardı ki!
Bizi defterinden silmişmiş!!!...
Zavallı, onun defterinde olmanın bizim için hakaret olduğunu bilmiyordu ki!
Beklemek, sabırla beklemek, öyle de oldu...
* * *
SERDAR Akinan adında bir dürüst gazeteci ortaya çıktı.
“Bazılarına” açık açık sordu:
“Kaçınız genel yayın yönetmeninin yatak odasından geçmedi?”
Elbette “kaçınız” demek “hepiniz” demek değildir...
* * *
“MAGAZİNCİLERE, çok yükleniyorsunuz!” diyenlerin farkında olmadıkları bir şey var. Eğer bir gazetenin ya da televizyonun yönetmeni, böyle görüntüler istemese, magazin muhabiri niye o görüntüleri çeksin? Üstelik kulağını da bükerler, “Bu gece iyi iş getir!” diye...
* * *
PEKİ, tamam magazincilere çok yükleniliyor, peki şu haber kimin marifeti.
“Uğur Yücel, 97 bin liralık çeki ödememek için Amerika’ya kaçtı.”
İşin aslı ne?
“I love you, adlı filmin önceki gece New York Manhattan’daki Ziegfeld sinema salonunda yapılan galasına filmin yönetmenlerinden Fatih Akın ile oyuncularından Uğur Yücel katıldı. New York’ta gösterime giren film, romantik aşk hikâyelerini konu alan 11 yönetmenin kısa filmlerinden oluşuyor. Akın’ın China Town isimli kısa filminde Uğur Yücel başrolde oynuyor.”
Bu anlayışta olan magazincileri korusan ne olacak, korumasanız ne olacak?