Mektuplar tükenirken...

Faks, "e - mail" dedikleri elektronik posta, telefon, "mektup"un yerini alıyor."Mektup"la birlikte telgraf da hayatımızdan çıkıyor.Bir çevirişte, dünyanın öbür ucunu bulup konuşabiliyorsan, kim mors alfabesiyle telgraf çeker ki!Zaten, "teleks" çıktığından beri, telgrafın pabucu dama atılmıştı.***"POSTA Kutusu" dergisi bu sayısını mektuplara ayırmış... (x)Özellikle edebiyatçıların birbirlerine yazdıkları mektuplardan örnekler vermiş.Mektupların kaynağı Nedret Gürcanın arşivi, Ahmet Arifir, Cemal Süreyanın ona yazdığı mektuplar, Adnan Binyazarın, Aziz Nesine yazdığı mektup, bir de siyasi mektup; rahmetli Kemal Satırın, Eceviti şikayet ederek İsmet Paşaya yazdığı istifa mektubu....***MEKTUPLARDA ilginç bölümler var, mesela, Ahmet Arifin bir oğlu doğuyor, adını Filinta koyuyor, Nedret Gürcana yazdığı mektupta "Filinta doğduğu sırada Akbaba dergisinde bir başyazı ile resmen jurnal edildi, bakın çocuğuna ne ad veriyor, diye yaygara kopardılar. (....) Böyle bir şey yeryüzünde görülmüş müdür? On günlük çocuk jurnal edilir mi? Hem de koca bir sayfa başyazı döktürerek..." diyor.Acaba bu yazıyı kim yazmış?"Posta Kutusu" dergisi, herhalde yayın yönetmeni Turgut Çeviker, bunu iş edinmiş, araştırmış...Ahmet Arifin "jurnalci" dediği yazar Aziz Nesinmiş... Aziz Nesin "Benim Delilerim" adlı kitabında buna değinmiş ve kendisinin bu jurnalle ilgisi olmadığını belirterek "Ben Akbabaya iki - üç başyazı yazdım ama, o zaman onun oğlu doğmamış, kendisi bile bir çocuktu" demiş...Dergi, Filintanın doğum tarihinden yola çıkarak "Akbaba"nın 1972 ve 1973te çıkan, bütün sayılarını satır satır taramış Ahmet Arifin iddiasına rastlayamamış...Peki, Ahmet Arif bunu nereden çıkarmış?Dergiye göre "Ahmet Arif bu jurnal bilgisini muhtemelen Akbabayı başlıklar düzeyinde okuyan bir tanıdığından almış olabilir."Bakın, "Bir mektup" nerelere kadar gidiyor.***GÜLTEKİN Emre de "Mektup üzerine yazılan şiirleri" derlemiş, Yahya Kemalden Arif Dinoya, Metin Eloğludan Murathan Mungana...Bize sorarsanız, Metin Eloğlunun "Aşk Mektubu"nu hiç unutamayız...Şair, zengin bir ailenin kızına aşıktır, kız her şeyi göze alıp yoksul şairle evlenmeye hazırdır...Şair "Aşk Mektubu"nun sonunu şöyle bitirir:"Bulaşık mı yıkayacaksın, tercüme mi yapacaksın / Ortalığı mı süpüreceksin, dikiş mi dikeceksin? / Bir gün, beş gün değil ki bu; / Gençliğini yitirince hayattan soğuyacaksın / Ben şiir de yazıyorum biliyorsun / Şiirlerimde barış gibi, hürriyet gibi sözler geçiyor / Buna içerleyenler olacak belki / Bu güzelim işe bir kulp takıverecekler / Cezaevlerine düşeceğim, sen yapayalnız dışarıda."Şair, halini böylece anlattıktan sonra "Bak düşün taşın!" der:"Bu mektubu postaya vermeden önce / şöyle bir gözden geçirdim / Başka kusurlarım olsaydı / Emin ol onları da yazacaktım. / Bak düşün taşın!"Mektuplar bitse bile şairlerin aşk mektupları tükenir mi?Hiç sanmayız!Sevgilinize "e - mail" ile aşk mektubu yollar mısınız?(x) 3 aylık dergi - Dünya Yayıncılık AŞ h.pulur@milliyet.com.tr MEKTUP giderek günlük hayatımızdan çekilecek gibi görünüyor...