Mesut Yılmaz ve Avrupa...

* * *KONU elbette "AB Komisyonu" raporuydu; "Avrupanın yolu, Diyarbakırdan geçer" diyen Mesut Yılmaz, Avrupaya veryansın ediyordu. Türk siyasetinde ve medyasında son bir haftadır süren "zafer havası" Mesut Yılmaza göre "trajikomik"ti, neredeyse bayram ilan edecek olanlar, keşke raporu okumuş olsalardı. Raporun üslubu da, bir sömürge valisinin, ya da Düyun - u Umumiye görevlisinin üslubuna benziyordu.* * *HELE raporun sonunda bir bölüm vardı ki:"Müzakere süreci, doğası gereği, sonucu önceden garantiye alınamayacak açık uçlu bir süreçtir. Müzakerelerde (üye ülke parlamentolarından geçmesi gereken) onay süreci ne olursa olsun, AB ile Türkiye arasındaki ilişkiler, Türkiyenin Avrupa yapılarına tümüyle demirli kalmasını temin etmelidir."Bu ne demekti?Mesut Yılmaz, Nilgün Cerrahoğlunun yorumuna katılıyordu:"Üyelik garantisi olmaksızın Türkiyenin Avrupa yapılarına demirlemesinin tek anlamı, kurumlar dışında her şey demektir. AB jargonunda kurumlar dışında her şey diye ifade edilen formüle giren ülkeler, AB ile ekonomik, endüstriyel, bilim ve kültür alanında işbirliği yapacak, ancak Avrupa Parlamentosu, AB Konseyi, AB Komisyonu gibi kurumların, yani siyasi kararların tümüyle dışında kalacaklardır. Pazarın içinde olacaklar ama masaya oturmayacaklardır."Bu yoruma verilen örnek de şuydu:"Brüksele bir uçak kaldırdınız, yaklaştınız, tam inişe geçiyorsunuz, kule aşağıdan uyarıyor, fırtına, sis var inemezsiniz. Oysa uçaktaki benzin buraya kadar, ya yere çakılacaksınız, ya da aşağının önerdiği, hesapta hiç olmayan bir alana ineceksiniz."Bu örnekten ne çıkar?Şu çıkar: Türkiye en az 10 yıl Avrupaya uyum sağlayabilmek için çalıştı, istenilen her şeyi yaptı, müzakereleri bitirdi;- Brüksele inecek uçak gibi - tam üyelik bekliyor, hayır diyorlar, tam üye olamazsın, ya Avrupayı unut, ya da özel bir düzenleme kabul et!* * *MESUT Yılmazın Avrupalı kavgası hep sürer, bir keresinde Almanların ünlü Dışişleri Bakanı Genscher ile kapışmıştı, Avrupalılar yine Kıbrıs sorununu ortaya sürüyorlardı...Mesut Yılmaz, Alman Bakanı önce uyarır:"Bu gibi sözler, bizi rencide eder, hoş değil bu sözler!"Genscher, "12ler"in karar tasarısından, Kıbrıs bölümünü çıkaracağını söyler.Ama bir süre sonra, Alman Dışişleri Bakanı allem eder, kallem eder, "Kıbrıs bölümünü" karar tasarısına sokmayı tezgâhlar, Mesut Yılmazın tepesi atar:"Siz bana üçkağıt teklif ediyorsunuz!"Genscher yerinden fırlar:"Bunu bana hayatta hiç kimse söyleyemez."Ortaklık Konseyi toplantısı iptal edilir. (x)* * *1988in Mesut Yılmazı budur; "Nüfusunun yüzde 99u Müslüman olan Türkiye bu kimliğinden taviz vermeden Ortak Pazarın kapısını zorluyorsa, burada sınav önünde olan Türkiye değil, Avrupadır" diyen Mesut Yılmaz, 2000li yıllarda "Avrupanın yolu Diyarbakırdan geçer" diyen Mesut Yılmaz, şimdi de Avrupa Konseyinin raporunun üslubunu "sömürge valisine" benzeten Mesut Yılmaz...Hangisi?(x) Hanedanın Son Prensi, Faruk Bildirici, Ümit Yayıncılık h.pulur@milliyet.com.tr SEÇİMİ kaybedip partisini bıraktıktan sonra, Mesut Yılmazı, pazar gecesi ilk defa gördük. "HaberTürk" televizyonunda "Basın Kulübü" programında gazetecilerin sorularını cevaplıyor, görüşlerini açıklıyordu...