Muhteşem yüzyılın mektupları


Demek “Muhteşem Yüzyıl” diye bir televizyon dizisi olmasaydı, her konuda ikiye ayrılmaya istidatlı bizler Kanuni’nin iktidar kavgasında iki oğlunu ve torunlarını öldürttüğünü bilemeyecektik!
Arada sırada da Osmanlı olmakla iftihar edenler Kanuni’nin Fransa Kralı Fransuva’ya yazdığı mektubu tekrarlarlar...
Kanuni o mektubunda “Ben ki Sultan Selatin...” diye başlar, bugün her biri ayrı devlet olmuş ülkelerin padişahı olduğunu sıralar, “Sen de Fransa’nın kralısın!” diye küçümseyerek mektubunu bitirir.
* * *
Ya iki oğlu Mustafa ve Bayezid...
Onları boğdurup öldürten Kanuni değil miydi?
Ne için?
İktidar için...
Ölümünden sonra kim padişah olacak?
Çocuklar iki ayrı annedendi... Şehzade Mustafa’nın annesi Mahidevran Sultan’dı; Mehmet, Cihangir, Bayezid, Selim’in anneleri de Hürrem Sultan‘dı. Halk ve asker Mustafa’yı tahta layık gördü. Hürrem Sultan ise oğullarından Selim’i... Şehzade Mustafa ne kadar eğitimli, cesur ve merhametli ise “sarı” lakaplı Selim’e “sarhoş” sıfatı yakıştırılmıştı.
Hürrem Sultan bin çeşit iftira ve yalanla Kanuni’yi kandırdı, oğlu Mustafa’nın, yerine geçmek için isyan ettiğine inanan Kanuni, öz oğlunu boğdurttu.
Selim’e iktidar yolu açıldı...
* * *
Bu sefer Bayezid için tezvirat başladı, iki şehzade arasında çatışma hareketlendi, Kanuni de Şehzade Bayezid’in isyan edeceğine inandırıldı.
Baba oğul arasında karşılıklı mektuplaşma başlar.
Necdet Bayraktaroğlu, “Tarihimizdeki Muhteşem Mektuplar” (*) kitabında Bayezid’in babasına şu mektubu yazdığını belirtir:
“Sultanım bizi esirgemez ve sevmez, istemez, bizi düşman bilir. (...) Herkes şefkati atasında umar ise şefkat yoktur.”
Bayezid, padişahın emirlerine uymuyordu.
Şehzade Selim de babasının desteğiyle bir ordu kurdu, Şehzade Bayezid savaşmaya hazırdı. Lakin onun bu davranışı Kanuni’yi daha da kızdırdı, asi ilan edip Bayezid’in katline fetva aldı. O da İran şahı Tahmasp’a sığındı.
* * *
Bayezid, babasına mektup yazar, yalvarır, “ben günahsızım!” der:
“Öldürüp kulunu güldürme Şah’ım düşmanı
Gözlerim nuru oğullarımdan ayırma beni,
Bi-günahım, Hak bilir, devletli sultanım baba
Tutalım, iki elim, baştan başa kanda ola,
Bu meseldir, söylenir kim kul günah itse n’ola
Bayezidin suçunu bağışla kıyma bu kula
Bi-günahım, Hak bilir, devletli sultanım baba”
Bayezid suçunu kabul ediyor, bağışlanmasını istiyor, “kıyma bana!” diyor.
İktidar hırsı, iktidar kavgası; Kanuni de oğluna cevap verir.
Kanuni’nin cevabı şu olur:
“Bayezidim suçunu bağışlarım gelsen yola
Bi-günahım dime bari, tevbe kıl canım oğlum.”
İran şahı, ülkesine sığınan şehzadeyi ve yanındakileri Selim’in gönderdiklerine teslim etti ve hepsi boğduruldu.
* * *
İktidar hırsı ve korkusu...
Oğlunu babasına isyan ettirir, babası da oğlunu boğdurtur...
Günlerdir “Muhteşem Yüzyıl”la çalkalanıyoruz, Kanuni’yi “Saray zamparası”na benzeterek.
Elbette Kanuni bu değildir ama, yıllardır at sırtında dolaşan cengaver de değil...
Cengaverdir ama, iki oğlunu ve torunlarını iktidar hırsıyla boğdurtan da odur.
—————————————
(*) Hayat Yayınları

DİĞER YENİ YAZILAR