Ne var ne yok diye sorarsanız...

Türkiye’ye “o gün” gelmiş biri, bize “Ne var, ne yok?” diye sorsa geçtiğimiz çarşamba günkü MİLLİYET’i gösterirdik, gazetemizin bir iki haberi “Ne var ne yok?” sorusunun cevabı olurdu...
Gazetede başka haberler de vardı, lakin bizim vereceğimiz örnekler, sanki Türkiye’nin bir lunapark aynası gibiydi.
* * *
İlk haber Meclis Başkanı Cemal Çiçek’in şatafatlı iftarlardan yakınmasıydı. “MÜSİAD”ın iftarına katılan Cemil Çiçek “Vazgeçelim bunlardan” diyordu.
“Bir iftar furyasıdır gidiyor, kişi başına 30 dolardan 60 dolara kadar para alınıyor. 30 yıldır giderim, bu iftarlara katılanlar aynı insanlar... Allah’ınızı severseniz şu iftarları iptal edelim. Eğitim bursuna, ekmeğe muhtaç insanlar var, yedik içtik ama bunu da söylemek lazım. Bu iftar son olsun...”
* * *
Sayın Meclis Başkanı’nın bu dileği, umarız boşa gitmez, lakin biz bir kulaktan girip, bir kulaktan çıkacağına inananlardanız.
Çünkü dünyada bir gün kansere kesin çare bulunacağına hiç kuşkumuz yok, lakin “gösteriş” denilen bir mikrobu alt edecek bir ilaç olmadı ve olmayacak.
Elbette insanlar eşe, dosta, akrabaya iftar verebilirler, güzel bir gelenektir, ama beş yıldızlı otellerde iftar görgüsüzlüktür, üstelik oruç tutmayan, tutmadığı bilindiği halde iftarı kaçırmayanlar...
Evet, geçtiğimiz çarşamba günü biri, Türkiye’ye o gün gelse, “Ne var, ne yok?” diye sorsa vereceğimiz birinci örnek bu olur.
* * *
İkinci örnek...
Tuba Ünsal diye güzel bir kadın, hayır işlerine meraklıymış, fotoğrafçılar, kameramanlar poz poz onu çekiyorlarmış, o da tarifesini koymuş:
“Somali’ye, omurilik felçlilere, eğitim gönüllülerine yardım edin, makbuzu bana getirin, severek poz veririm.”
‘Kim bu?’ derseniz.
“Herhalde ya oyuncu ya da manken cehaletimize” verin.
Bir de şikâyeti var:
“Hayır işleri yaparsan, reklam yapıyor derler. Kediye, köpeğe ölmesinler diye su verelim, dersin insanlar aç derler. Peki ne yapalım, ağzımızı açmayalım, popo açıp poz mu verelim?”
“Türkiye’de ne var ne yok?” diye soruyorsanız işte bir olay daha...
* * *
Beşiktaş voleybol takımı oyuncusu, Spor Akademisi öğrencisi, akşam yorgun argın otobüse binmiş, otobüs boşmuş, oturmuş, ayaklarını uzatmış, üzerinde voleybol şortu varmış. Adamın biri, önce ters ters bakmış, sonra “Sen toplumun ahlakını bozuyorsun, toplumun başına gelenler sizin yüzünüzden” deyip genç kız da karşılık verince adam yumruğu atıp, kızın dudağını patlatmış, polis çağırın deyince kadının biri “uzatma, akşam akşam iş çıkarma!” deyip kimse de ondan yana çıkmamış, adam da “ben ona vurmadım, kendi kendine vurdu” diyerek kaçıp gitmiş...
* * *
Siz hâlâ ‘ne var ne yok?’ diye soruyorsunuz?
“Canım bunlar münferit olaylar, büyütmeyin!..” diyebilirsiniz, evet de, eğer bir ilahiyatçı “Her Müslüman aleni, kamuya açık yerde, adaba ahlaka aykırı bir davranışı engellemek veya ıslah etmekle hükümlüdür” diye fetva vermişse...
Hoş geldin sivil zaptiye!..