NE VARSA BU KIZLARDA VAR (2)


Pazar gecesi, Erzurum’da oynanan Galatasaray-Fenerbahçe maçının görüntüleri ile, daha doğrusu tribünlerin görüntüleri ile, Londra Olimpiyatları’nda yapılan herhangi bir karşılaşmanın seyircisi arasında benzerlik var mıdır, fark var mıdır?
Ne saçma sapan soru değil mi?
Pazar gecesi Erzurum’daki maçta her an olay bekledik, önce birbirlerine sonra sahaya yanar meşale atmakla başladılar; acaba sahaya ne zaman inerler diye heyecanla bekledik.
Londra’daki hangi yarışma olursa olsun tribünden böyle bir davranış beklediniz mi?
Evet, diyebilir misiniz?
İşte fark!
* * *
Londra Olimpiyatları için TRT’ye teşekkür borçluyuz.
Hemen her yarışmayı, aksatmadan, karıştırmadan evimize getirip “Buyurun Seyredin!” dediler.
Hem de laf ebeliği yapmadan, boks ise boks, eskrim ise eskrim, koşu ise koşu, yüzme ise yüzme...
Belli ki gençlerle işbirliği yapmışlar.
Kim bilir, kimi spor akademisi mezunu, kimi faal sporcu ya da hâlâ sahalarda çalışıyor.
TRT’nin kıdemlileri de organizasyonun içinde, elden geldiğince tertemiz bir yayın...
Şöhret-i kazibelerden arındırılmış bir program akışı...
Mutlaka hatalar vardır.
Olsun, yarışları rahatlıkla seyrettik mi, siz ona bakın.
* * *
“Sultanlar” voleybol kadın milli takımımıza, “periler” de basketbolcu kızlarımıza takılan sıfatlar.
Onlar kendi çaplarında maç kazanırken biz de “Ne varsa kızlarda var!” demiştik.
Meğer arkadan atlet kızlar geliyormuş...
“Bu kızlar...” diye başlamışız.
“Bu kızlar nereden nereye geldiler, ona baksanıza...
Kadına ikinci sınıf, diye bakan kafaların yaşadığı ülkenin kızlarıdır, kadınlarıdır bunlar.
Her gün birer, ikişer öldürülen ‘töre yasası’ diye katillerinin korunduğu ülkenin kızlarıdır onlar.
‘Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin’ diyen mahkeme kararlarının yazıldığı ülkenin kadınlarıdır, kızlarıdır onlar.
Bundan birkaç yıl önce böyle şeyler düşünebilir miydiniz?
Uluslararası alanda olimpiyatlarda Türk kızları...”
Evet, her şey gibi olimpiyatlar da bitti.
Hele başlangıcı, hele bitişi, insanoğlunun neler yaptığına tanık oldunuz.
TRT’nin bir müzesi varsa, buraya girmesi, konması gereken iki şey var.
Birincisi; 1500 metreyi peş peşine kazanan Azra Çakar Alptekin ile Gamze Bulut’un yarışını anlatanın ses ve görüntü kaydı...
Bir de yılların Orhan Ayhan’ının boks maçlarını anlatan kayıtları...
İkisi de müzelik...