Nefretin sevgisi

Seçim gitti gidiyor, bitti bitiyor.
Kaç ay boyunca konuştular, konuşuldu.
Eskilerin ve halkın deyimiyle bir araba dolusu laf edildi.
Sokakları süsleyen flamalar var ya, onlar gitti.
Aslında giden bambaşka bir şeydi.
Bunu tespit edemiyorduk, ediyorduk da söyleyemiyorduk.
***
Lafın doğrusunu bu siyasetin en popüler politikacısı Bülent Arınç söyledi.
Diyeceksiniz ki ne söyledi...
Bülent Arınç çok şey söyler ama bir lafı vardır ki unutulmaz.
Ne diyordu:
“Çok şeyler yaptık ama yaptıklarımızın % 50’si geçerli olsa bile maalesef %50’si nefretti.”
Yani isteyenler şu teşhisi rahatlıkla koyabilirlerdi:
“Nefretin temelinde güvensizlik yatar.”
Yani karşısındakine nefretle bakanlar, nefret duyanlar toplumu bu hale getirmiş, gidiyorlar.
Nefret ne demek? Sözlük anlamı şu:
“Bir kimsenin kötülüğünü, mutsuzluğunu istemeye yönelik duygu.”
***
Şimdi nefretle birbirine baktığımız ya da nefretle bizi seyredenlerden başka ne yapabiliriz?
HDP’ye patlayıcı yayıyor, başta Cumhurbaşkanı herkes olaylara nefretle bakıyoruz.
Böyle ikiye bölünmüş bir toplum görebilir misiniz?
Hem nefret edecek hem de gözyaşı dökecek.
Çünkü nefretin getirdiği sevgidir bu, nasıl bir sevgiyse!
Çünkü sevgimiz nefret olursa sonuç bu olur.
Çünkü istediğiniz kadar gizleyin, HDP Kürtlerin çoğunlukla bulunduğu partidir.
O silip atamadıklarınız elbette kurşun kalemle yazılmış yazılara benzemez.
Benzemiyor da...
Hükümet senin elinde, iktidar senin elinde, ama dümeni ona vermişsin.
O kaptan ya da karşıdaki kaptan gemiyi kayalıklardan kurtarabilir mi?
Kurtaramıyor!
Başbakan Yardımcısı’nın HDP merkezlerine saldırıdan sonra tepkilerine bakın.
Onun için oyunu kurallarına uygun oynamalıyız.
Dün öyleydi, bugün böyle, yarın öyle, diye oyunu oynanan oyundan netice alınamaz.
Alırlar da eğer bu sonuç ise...